28 yıllık yasağın mağduru: Apê Vahap

28 yıllık yasağın mağduru Apê Vahap’ın (Vahap Göğebakan) işçi olarak Almanya’ya başlayan yolculuğu, 1989 yılında Berlin’deki Kürt derneği ile kesişmiş, o gün bugündür bu mücadelenin emekçisi.

32 yıldır Berlin’deki Kürt derneğinin emekçisi olan Vahap Göğebakan, ya da herkesin bildiği adıyla Apê Wahap, Almanya’daki birçok Kürdistanlı gibi PKK yasağının mağdurlarından. Birçok kez evi basılmış, yargılanmış, ödediği para cezası 4 bin Euro’yu geçmiş.

Vahap Göğebakan ya da bizlerin Apê Vahap’ı Malatya Akçadağ’a bağlı Göğebakan köyünden.

1969 yılında gelip yerleştiği Almanya’da Kürt kimliğinin farkına vardığını belirten Apê Vahap, "Kürtlüğümü çok geç öğrendim. Herkes bana Kürt diyordu da ben Türk-Müslüman olarak kendimi tanımlıyordum. O zamanlar Kürt olmak, onurumun zedelenmesi gibiydi” diyor.

İşçi olarak Almanya’ya gelen Apê Vahap’ın sol derneklerle başlayan yolculuğu 1989 yılında Berlin’deki Kürt derneği ile kesişmiş, o gün bugündür bu mücadelenin emekçisi.

Zamanının çoğunu Berlin’de bulunan Freie Kurdische Gemeinde e. V (Navenda Kurdistaniyen Azad li Berlin) geçiren Apê Vahap, ilerleyen yaşına rağmen organize edilen tüm eylem ve etkinliklerin müdavimi.

Onu eylem etkinliklerde kâh slogan atarken, kâh bayrak taşırken kâh eylem yerine malzeme taşıyan aracı kullanırken görmek mümkün.

NEWROZ'DA BEDENİ TUTUŞTU

1993 yılında Berlin Teknik Üniversitesi’nde Newroz yasaklanınca, üniversitede düzenlenen protesto gösterisinde o zamanlar henüz 20’li yaşlarda olan Vahap Göğebakan da varmış. Polis Newroz’u kutlamak isteyenlere saldırınca gençler  bedenlerini ateşe vererek tepki göstermeye çalışmışlar.

Apê Vahap o günü şöyle anlatıyor: "Üniversiteler benim için kutsal bir mekandı. Hala da kutsal mekan. Avrupa benim için demokrasinin özgürlüklerin beşiğiydi. Kürtlere ilişkin bir yasak gelmesi, üniversite kapılarının Kürtlere kapatılacağını tahmin etmediğim, düşünmediğim için çok sarsılmıştım. Eylemin nasıl olduğunu, nasıl başladığını anlayamadım. Kendilerini yakmak isteyen gençlere müdahale ederken ben de tutuşmuştum."

KÜRTLERİN FERMANI YAZILDI

Başta Almanya olmak üzere Avrupa devletlerinin PKK’yi yasaklamasına tepki gösteren Apê Vahap “Yani şimdi PKK yasağı adı altında Kürtlere küfrediyorlar. Şu anda Kürt düşmanlığı zirve yapmış durumda" diyor.

PKK yasağı Almanya’da 1993’te İçişleri Bakanlığı genelgesiyle konuldu. Daha sonra Düsseldorf Davası’nda tutuklu bulunanlara -ki bu tutuklular yasak kararı öncesi tutuklanmışlardı- PKK yasağı kararı gerekçe gösterilerek ceza verildi. Kürtler yasağı hem kaygı hem de şaşkınlıkla karşıladı.

Apê Vahap o dönem yaşadığı hayal kırıklığını şöyle özetliyor: "O dönemler Avrupa demokrasisine bir sempati vardı. Türk devleti de 'Avrupa Kürtleri örgütlüyor' diyerek, Avrupa’nın Kürtlerin yanında olduğu propagandası yapıyordu. Şahsen ben Avrupa’nın, Almanya’nın Kürtlere yardım edeceğine, ettiğine inanmıştım. Birden bire yasak gelince gördük ki yardım değil, Kürtlerin ölüm fermanını yazıyormuş Avrupa. Bu yasakla da gördük ki, Kürtlerin yok olması, parçalanması Avrupa eliyle oluyor."

BASKININ ARDI ARKASI KESİLMEDİ

PKK yasağıyla Kürtler kriminalize edildi; yaptıkları eylemler yasaklandı ya da engellendi, saldırıya uğradı, Kürdistanlılar para ve hapis cezalarına çarptırıldı. Apê Vahap karşılaştıkları baskıları anlatırken, polisin keyfi tutumuna da dikkat çekiyor:

"Polis ikili oynuyordu. Hem Kürtleri kriminalize ediyor hem de kendi yasalarını çiğniyor. Temel anayasal haklar olan örgütlenme özgürlüğü, toplanma ve gösteri yürüyüşlerini engelliyor. Örneğin; biz yürürken provokasyon yaratıyor. Ya da suni gerekçeler uydurup 'bu eylem burada olmaz' diyor. Veyahut izin vermiyor; 'Siz teröristsiniz, siz PKK yanlısısınız' diyor. Hem diyor 'Kürtler haklıdır, hakları vardır' hem de PKK adı geçti mi kriminalize ediyor."

EVİ BASILDI, PARA CEZASI KESİLDİ

Apê Vahap’ın kendisi de PKK yasağı mağdurlarından. Bazen evde yokken kapısı kırılmış, bazen üzerinde özgürlük mücadelesini anlatan bir kitap bulunduğu için para cezasına çarptırılmış.

O kadar çok soruşturmaya maruz kalmış ki şimdiye kadar ne kadar para cezası verildiğini kestirmekte zorluk çekerken, 4 bin Euro’yu aştığını söylüyor:

“Kürdistan’ın özgürlüğü ile ilgili yayınları okuduğum için cezaya çarptırıldım. Genellikle para cezaları verildi. 1993 yılında PKK yasağı geldikten sonra, kapım kırıldı, evime girildi. Uyduruk gerekçelere dayandırdılar. Zaten kapımı kırdıkları dosyadan herhangi bir ceza almadım. Sonra bir kere daha geldiler benim evime. Gelen polisler 'Bak bu sefer kapını kırmadık. Bekledik senin gelmeni’ dediler. Kapımı kırdıkları dosyanın duruşması görülürken mahkemede 'Niye kapımı kırdılar? Gelsinler çay kahve içsinler arayıp gitsinler' demiştim. Polise idari yaptırım oldu mu bilmiyorum ama belli ki kulaklarını çekmişler, bir sonraki gelişlerinde 'işte seni bekledik' dediler. Gerekçe ise yayın almam, Kürdistan’ın özgürlüğünü, demokrasinin olmasını istemem idi. Ya da inançlara, halklara karşı küfredenleri kabul etmemem, tepki göstermem idi. Öte yandan dernek yasalarına aykırı davrandığım iddia edilerek üç beş kere de para cezaları geldi. Hangi derneğe gitmişim, yasayı nasıl çiğnemişim gibi somutlaştırmadan dernek yasalarına aykırı hareket ettiğim belirtilerek cezalar verildi. Bir defasında da yayın buldukları için ceza verdiler. Kürtlerle, Kürt tarihi ile ilgili kitap bulmuşlardı."

KÜRTLER KİMİN TAVUĞUNA KIŞT' DEMİŞ?

Almanya’da PKK yasağının haksız hukuksuz olduğunun altını çizerek artık buna son verilmesi gerektiğini söyleyen Apê Vahap son olarak şunları belirtiyor:

"Yani bir tarafta Almanya ana dilden, demokrasiden bahsediyor, ama öbür tarafta da yasakları körüklüyor. Kürtler kimin tavuğuna kışt demiş? Kimi inkar ediyor? Herhangi bir halkı inkar ediyor, aşağılıyorsa o zaman yasaklasın. Aksine Kürtlüğüne sahip insanlar hiçbir dine, hiçbir inanca, hiçbir halka hakaret etmiyor; tam tersine haklarını savunuyor."