GÖRÜNTÜLÜ

‘İmralı’da her anlamıyla bir hukuksuzluk mevcut’

İmralı tecridini uluslararası hukukun ve AİHS'in ihlali olarak değerlendiren avukat Etienne Lesage, “umut hakkı tanımayan uzun süreli tutukluluk ve tecrit uzun vadeli bir ölüm şeklidir. Tecrit uygulayan tüm devletler işkence suçundan yargılanmalıdır" dedi

İMRALI TECRİDİ

25 yılı aşkın bir süredir İmralı Ada Hapishanesinden tecrit koşullarından tutulan Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’dan üç yılı aşkın bir süredir hiçbir haber alınamıyor. Avukat ve aile görüş hakkı bir bütün olarak gasp edilen Abdullah Öcalan 3 yılı aşkın bir süredir mutlak bir iletişimsizlik haline tabi tutuluyor. İmralı tek girme yetkisini elinden bulunduran Avrupa İşkenceyi Önleme Komitesi (CPT) ise ortaya koyduğu tutumla İmralı tecridinin daha da derinleşmesine ön ayak oluyor.

Tüm bu hukuksuzluklar karşısında 10 Ekim’de küresel çapta startı verilen “Öcalan’a özgürlük Kürt sorununa siyasi çözüm” hamlesi de 2. aşamasında dünya çapında yayılarak devam ediyor. İmralı tecridine tepki gösteren farklı toplumsal kesimler, Öcalan’ın özgürlüğünün sağlanması gerektiğine dikkat çekiyor.

Sınır Tanımayan Avukatlar Genel Başkan Yardımcısı Paris Barosu Avukatlarından Etienne Lesage, İmralı tecridinin hukuksal boyutunu ANF’ye değerlendirdi.

‘TÜRKİYE İŞKENCE SUÇUNDAN YARGILANMALIDIR’

Abdullah Öcalan’ın içinde bulunduğu tecrit koşullarını insanlık dışı ve insan onurunu aşağılayan bir muamele olduğunu ifade eden Av. Etienne Lesage, “Bu tecrit Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’ne haykırıdır. Türkiye bu sözleşmeyi imzalamakla kalmamış, aynı zamanda Avrupa Konseyi üyesi bir ülkedir. Dolaysıyla, Türkiye’nin bu pratiği bu sözleşmenin açıktan ihlalidir. Tutuklulara tecrit uygulayan tüm devletler işkence ve barbarlık suçlarından yargılanmalıdır, zira bu tecrit bir işkence türüdür” diye kaydetti.

‘ULUSLARARASI ADALET TAVIR ALMALIDIR’

Türk devleti Abdullah Öcalan’ın karşı uygulamalarıyla aynı zamanda uluslararası hukuku ihlal ettiğinin altını çizen Av. Etienne Lesage, “Uluslararası adalet, herhangi bir diplomatik baskıya maruz kalmadan bu ihlali dile getirmeli ve hatırlatmalıdır. Abdullah Öcalan’ın devam eden tutukluluğu ve bu tecrit insanlık dışı ve aşağılayıcı muameledir ve uluslararası hukuk açısından işkenceye eşdeğerdir. Bu söylenmeli ve hatırlatılmalı” dedi.

‘CPT’Nİ İNSAN HAKLARININ KORUNMASINDAN YANA TAVIR ALMALI’

CPT’nin İmralı tutumunu da değerlendiren Av. Etienne Lesage şu çağrıda bulundu: “ CPT’nin İmralı tutumu muğlaktır. Yaklaşımı bizlere diplomatik ilişkiler ile insan haklarının korunması arasında bir çatışma varlığını ortaya koymaktadır. Bu çatışma hali otoriter bir rejim lehine değil insan hakları lehine çözülmelidir. Diplomatik ilişkiler nedeniyle Avrupa’nın bu konudaki sessizliği endişe vericidir. Bu nedenle, tüm Avrupa ülkelerinden avukatlar Avrupa’ya uluslararası hukuka saygı gösterilmesi görevini hatırlatmalıdır” diye ekledi.

‘25 YILI AŞKIN UZUN TUTUKLULUK HİÇBİR HUKUKLA BAĞDAŞMIYOR’

Abdullah Öcalan’ın 25 yılı aşan uzun tutukluluk halinin uluslararası hukuk açısından kabul edilemez olduğunu vurgulayan Av. Etienne Lesage, “Abdullah Öcalan’ın özgürlüğü sağlanması önemlidir çünkü bir insan 25 yıl gibi uzun bir süre ve ağır koşullarda cezaevinde tutulamaz. Bir cezanın, hatta müebbet hapis cezasının ötesinde tutukluluğun sürdürülmesi Avrupa hukuku ile bağdaşmamaktadır. Uzun süreli anlamsız bir tutukluluk insanlık dışı ve aşağılayıcı bir muameledir ve uluslararası hukuka haykırıdır” diye kaydetti.

‘UZUN SÜRELİ TUTUKLULUK BİR ÖLÜM ŞEKLİDİR’

Her tutuklunun umut hakkı olması gerektiğinin altını çizen Av. Etienne Lesage, “Avrupa sözleşmelerinde ve pratiklerinde uzun süreli anlamsız tutukluluk mevcut değil. Uzun süreli tutukluluk, tıpkı ölüm cezası gibi insanlık dışı ve aşağılayıcı bir uygulama olarak görülür. Bu durum, tutsağa umut hakkı tanımayan uzun süreli bir ölüm şeklidir. Umut hakkı tanımayan bir tutukluluk perspektifi uluslararası sözleşmelere haykırıdır” dedi.