Tüm dünya kadınları Rojava’yı savunmalı

“Türkiye’yi boykot etmek, bir tatil mekanı olmaktan çıkarmak gerek; çünkü Türkiye Rojava Devrimi’ni ortadan kaldırmak istiyor ve Rojava bir kadın devrimi. Tüm dünya kadınları Rojava Devrimi’ni savunmak için ellerinden gelen her şeyi yapmalı."

İngiltere’de tanınan yazar, gazeteci Rahila Gupta, aynı zamanda ülkenin önde gelen siyah ve azınlık kadın örgütlerinden bir olan Southall Black Sisters’in da uzun süredir üyesi. Aile içi şiddet, cinayet işleyen tecavüz mağduru kadınlar ve göçmenlik  şartlarında değişiklikler gibi birçok önemli kampanyaya öncülük eden ve Peace in Kurdistan’ın hamilerinden olan Rahila Gupta, Türk devletinin kimyasal silah kullanımına ilişkin sorularımızı yanıtladı.


İngiltere gibi ifade özgürlüğünün olduğu bir ülkenin, Türk devletinin dayatmasıyla PKK’nin, Öcalan’ın ve onları destekleyen herkesin yargılanması gerektiği iddiasını olduğu gibi kabul etmesini şaşkınlıkla karşılayan Gupta, “Batılı devletlerin mesele demokrasi ve ifade özgürlüğü olduğunda ne kadar ikiyüzlü olabildiklerini biliyoruz” dedi.

Almanya’nın başkenti Berlin’de katıldığı Kadınlar Geleceği Örüyor 2. Uluslararası Konferansı’nın da moderatörlerinden olan Gupta, ‘Jin jiyan azadî’ sloganına ilişkin görüşlerini de dile getirdi. Rahila Gupta, “Bu üç sözcük, dünya kadınlarının kurtuluş mücadelesini son derece özlü bir şekilde ortaya koyuyor” değerlendirmesinde bulundu. Gupta ile yaptığımız röportajı sizlerle paylaşıyoruz.

*Türkiye’nin kimyasal silah kullanımına ilişkin iddialara yönelik henüz uluslararası bir tepki göremedik. Bununla ilgili düşüncelerinizi alabilir miyiz?

Her şeyden önce, bu kesinlikle akıllara ziyan bir durum. Böyle bir şey yaşanıyor ve uluslararası seviyede kimse bu konuda sesini çıkarmıyor… Kimyasal kullanımı yasak olmasına rağmen hiçbir ülke bu konuyu umursuyor görünmüyor. Ve ne yazık ki bu konuda bizim de manevra alanımız çok yok; çünkü Türkiye Ukrayna savaşında aracı rolüne oturdu ve Batı’da herkes Putin ile müzakerede ona bakıyor. Örneğin Ukrayna’dan tahıl ithalatında gemilerin Türkiye limanlarına gelmesinde uzlaşıya varılıyor, enerji naklinde yine Türkiye aracı pozisyonunda… Yani şu anda Erdoğan tüm kartları elinde tutuyor. Mesela Ukrayna savaşından sonra NATO’ya katılma başvurusu yapan İsveç ve Finlandiya için Türkiye Kürt aktivistleri teslim etme, silah ambargosunu kaldırma gibi şartlar koştu ve başarılı da oldu. Gerçekten akıl alır bir durum değil. Erdoğan’la aynı görüşte olmayan herkes terörist damgası yiyor ve Batı da hemen bunun peşine takılıyor. Doğrusu içinde bulunduğumuz jeopolitik durumda manevra alanımız çok dar. Elbette bu bizim bu konularda ses çıkarmayacağımız, hiçbir şey yapmayacağımız, kampanyalar yürütmeyeceğimiz anlamına gelmiyor. Bunların hepsini yapmalıyız. Türkiye’yi bu yaptıklarından caydıracak adımlar atmaları için, en önemlisi de yaptırımlar uygulamaları için yetkili makamlara baskı yapmalıyız elbette. Ancak bunun için doğru bir momentte olduğumuzu sanmıyorum.

*Türkiye Rojava’yı bombalıyor. Bu konuda dünya halkları, uluslararası kamuoyu neler yapabilir? Rojava’yı savunmak için neler yapılabilir?

Britanya feminist hareketinde son derece aktifim. Farklı konferanslarda bu konuyu gündeme getiriyorum, üzerine çeşitli gazetelerde makaleler yazıyorum. Bu feminist bir mesele, Türkiye’yi boykot etmek, Türk mallarını satın almamak, Türkiye’yi bir tatil mekanı olmaktan çıkarmak gerek; çünkü Türkiye Rojava Devrimi’ni ortadan kaldırmak istiyor ve Rojava bir kadın devrimi. Tüm dünya kadınları Rojava Devrimi’ni savunmak için ellerinden gelen her şeyi yapmalı.

*Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın tecridi sürüyor ve Avrupa’da da PKK’ye yönelik yasaklar yükseliyor. Emsal niteliğinde kararlara rağmen PKK terör listesinden çıkarılmıyor. Bu konuda neler söyleyebilirsiniz?

Yakın bir zamanda, bir protesto gösterisinde PKK bayrağı taşıdığı için Britanyalı bir aktiviste dava açıldı. Britanya gibi ifade özgürlüğünün olduğu bir ülkede böyle bir şeyin olabilmesi hayret verici. Türkiye’nin Öcalan’ın bir “terörist” olduğu, PKK’nin bir “terör” örgütü olduğu ve onları destekleyen herkesin yargılanması gerektiği iddiasını olduğu gibi kabul etmesi şaşkınlık verici. Ancak çok da şaşırmamalıyız; çünkü Batılı devletlerin mesele demokrasi ve ifade özgürlüğü olduğunda ne kadar ikiyüzlü olabildiklerini biliyoruz. Dolayısıyla bu soruda da kimyasal silah kullanımına ilişkin soruya verdiğim cevabı vereceğim. Türkiye şu anda Batı’nın sevgilisi. Dolayısıyla bu konuda işe yarayabilecek tek şey, Türkiye’yi caydırabilecek tek şey olan Batı yaptırımları gelmeyecektir. Türkiye’yi Kürt halkına yönelik saldırılarından caydıracak bir konumda değil şu anda Batı.

*Kürt kadın hareketinin ‘Jin jiyan azadî’ sloganı tüm dünyanın gündeminde. Bu sloganın sizin için anlamı ne?

Bu slogan kadın kurtuluş mücadelesinin temelini teşkil ediyor şu anda. Bu üç sözcük, dünya kadınlarının kurtuluş mücadelesini son derece özlü bir şekilde ortaya koyuyor. Kadınlar yaşamı savunuyor, özgür bir yaşam talep ediyor. Özgür bir yaşam için mücadele ediyor. Hindistan kökenli bir kadınım ve azadî aynı zamanda Hintçede özgürlük demek. Dolayısıyla “Jin jiyan azadî” mutlulukla ve isteyerek benimsediğim bir slogan. Ve bugün artık uluslararası bir slogan oldu. İki hafta önce FiLiA konferansındaydım. Avrupa’daki en büyük feminist konferans, 15.000 kadın katıldı. Ve açılış konuşmamı Rojava’dan bahsederek bitirdim. Bu konferanstan bahsettim, kadınlar için demokratik konfederalizm modelinden söz ettim. Katılımcıların çoğu Britanyalı beyaz kadınlardı, çoğu feminizmle yeni tanışıyordu, ‘Jin jiyan azadî sloganını ilk defa orada duyuyorlardı ve tüm salon bu sloganla inledi konuşmamın sonunda. Dolayısıyla son derece başarılı bir slogan olduğunu söylemeliyim.