Liberal Parti'den İsveç hükümetine Türkiye eleştirisi

Liberal Parti Dış Politika Sözcüsü Fredrik Malm, İsveç hükümeti 2021 yılı dış politika deklarasyonunu açıklayan Dışişleri Bakanı Ann Linde'nin Türkiye'deki insan hakları ihlallerine çok az yer vermesine tepki gösterdi.

sveç'te her yılın Şubat ayında hükümet, dış politikada izleyeceği politikayı parlamentoda açıklıyor. Partilerin dış politika sözcüleri ve milletvekillerinden gelen görüş, eleştiri ve öneriler değerlendiriyor.

Parlamentonun dünkü oturumunda Liberal Parti Dış Politika Sözcüsü Fredrik Malm, Türkiye'deki gelişmelere çok az yer ayırdığı için İsveç Dışişleri Bakanı Ann Linde'ye sert eleştiriler yöneltti. Linde, dış politika deklarasyonunda Türkiye'nin Avrupa'da merkezi bir rol oynadığını belirttikten sonra demokratik güçleri desteklemeye devam edeceklerini ve insan hakları ihlallerini gündeme getireceklerini söylemekle yetinmişti.

Hükümetin dış politika deklarasyonunu dinlerken Türkiye'yle ilgili güçlü ve açık ifadeler aradığını ancak duyamadığını belirten Malm, Dışişleri Bakanı Ann Linde'nin İsveç'in Türkiye'nin gerçekleştirdiği insan hakları suçlarını  gündeme getireceğini söylemekle yetinmesini eleştirdi.

MALM: PRATİKTE TÜM İFADE ÖZGÜRLÜĞÜ ORTADAN KALDIRILDI

Türk Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın Avrupa'nın en büyük kenti İstanbul'da yapılan yerel seçimlerin sonucu hoşuna gitmediği için yeni bir seçime gittiğini hatırlatan Malm, Türkiye'ye  yönelik şu eleştirilerde bulundu: 

”Pratikte tüm  ifade özgürlüğünü ortadan kaldırdı.  Halka yönelik yoğun baskı yapan Türkiye bir hukuk devleti olarak kabul edilemez. Muhalefetteki politikacılar örneğin Selahattin Demirtaş tutuklandı.”

Türkiye'nin dış politikada da saldırgan bir tutum içinde olduğuna ve komşu ülkeleri işgal ettiğine dikkat çeken Malm, ”İsveç neden bunları dış politika deklarasyonunda ele almıyor? Neden dış politika deklarasyonunda Türkiye'ye yönelik sert ifadeler ve yaptırımlardan söz edilmiyor? Neden deklarasyonda İsveç'in geniş bir ittifakı bir araya getirerek normal bir devlet gibi davranması için Türkiye'ye baskı yapılmıyor?” sorularını sıraladıktan sonra deklarasyonda bu ifadelerin yer verilmemesine tepki gösterdi. 

‘İSVEÇ HÜKÜMETİ HIRİSTİYANLARA YAPILAN SOYKIRIMINI KABUL ETMEMESİ TUHAF’

İsveç'in büyük bir ülke olduğunu ve nüfusunun bir kısmının Türkiye'den geldiğini hatırlatan Malm, “İsveç'in bundan 100 yılı aşkın süre önce Türkiye'deki Hıristiyan halka karşı gerçekleştirilen soykırımını kabul etmemesi tuhaf” diyerek, İsveç hükümeti parlamentonun yıllar önce aldığı soykırımı kararını yürürlüğe koymasını istedi. 

Malm'ın eleştirilerini yanıtlayan Ann Linde, konuşma zamanının sınırlı olmasından dolayı Türkiye ile ilgili ayrıntıları ele alamadığı savunmasına sığındı. Bu nedenle de deklerasyonun okunmasından sonra bu konuların daha ayrıntılı olarak ele alındığını belirten Linde, ”Türkiye'deki durum söz konusu olduğunda Fredrik Malm gibi hükümetimiz de insan hakları, demokrasi ve hukuk devletinin ilkeleri açısından Türkiye'deki  gidişi oldukça ciddi değerlendiriyor” dedi.

LİNDE: EREN KESKİN UZUN HAPİS CEZASI ALMA RİSKİYLE KARŞI KARŞIYA

Bundan bir süre önce HDP'lilere yönelik yapılan toplu tutuklamaları ele alan Linde, HDP eski Eşbaşkanı Selahattin Demirtaş'ın uzun süreden beri cezaevinde tutulduğunu hatırlattı. Gazeteciler, dini azınlıklar, insan hakları savunucuları ve sendika liderlerinin de cezaevinde tutuklandığını belirtti.

Anna Lindh Anı Fonu'nun insan hakları alanındaki çalışmalarından ötürü ödüle layık gördüğü İnsan Hakları Derneği Eş Genel Başkanı Eren Keskin'in uzun hapis cezası alma riskiyle karşı karşıya olduğunu hatırlattı. 

AVRUPA BİRLİĞİ'NDE YENİ YAPTIRIMLARI KONUŞUYORUZ

İsveç ve Avrupa Birliği'nin bu olumsuz gidişata karşı her biçimde tutum alması gerektiğini söyleyen Linde, ”Bu konuları Türk yetkililerle görüşmelerde ele alıyoruz. Ayrıca Avrupa Birliği'nde yeni yaptırımları konuşuyoruz” dedi.

Dışişleri Bakanı’nın Türkiye hakkındaki eleştirilerinin çoğuna katılmakla birlikte bazı sorunları ayrıntı olarak görmesini uygun bulmadığını belirten Malm, Türkiye ve Erdoğan'ın Suriye, Akdeniz, Kuzey Irak, Ermenistan'da saldırgan politikalar izlediğine dikkat çekti.

Linde, Türkiye'deki gelişmelerden söz ederken ayrıntı kelimesini kullanmasının doğru bir seçim olmadığını kabul etti ve Türkiye'de çok önemli sorunların olduğunu söyledi. Kendisine tanınan 20 dakikalık konuşma süresi içinde görüşlerini tam olarak dile getiremediğini söyleyen Linde, Malm'ın kaygılarına tamamıyla katıldığını belirtti.

SVENNELİNG: SADECE SON ZAMANLARDA 700 KİŞİ TUTUKLANDI

Sol Parti Milletvekili ve Dış Politika Sözcüsü Häkan Svenneling, Türkiye'nin despot lideri olarak tanımladığı Erdoğan'ın Avrupa ile kötüleşen ilişkileri iyileştirmek için hazırlık yaptığını söyledi.

Avrupa Birliği liderlerinin Ankara'dan gelen seslere kanmaması gerektiğini söyleyen Svenneling, “Despotluk, muhaliflerin tutuklanmaları sürüyor ve demokratik alan daralıyor. Sadece son zamanlarda seslerini susturmak için 700 kişi tutuklandı” diyerek HDP'ye yönelik soykırım operasyonlarına tepki gösterdi. 

‘TÜRKİYE'DE MÜCADELE EDEN DEMOKRATİK GÜÇLERİ DESTEKLEMEMİZ ÖNEMLİ’

Sol Parti Milletvekili ve Parlamento İkinci Başkan Yardımcısı Lotta Johnsson Fornarve, Erdoğan'nın Türkiye'de despotik politikasını sürdürdüğünü ve salgın koşullarında Türkiye'deki durumun daha da kötüleştiğini söyledi. 

Muhalefetin alanının giderek daraldığına dikkat çeken Fornarve, “Kürt Halkına yönelik baskılar sürüyor, aralarında HDP eski Eşbaşkanı Selahattin Demirtaş'ın da bulunduğu çok sayıda gazeteci, politikacı ve muhalif hala cezaevlerinde. Özellikle kadınlar baskılardan olumsuz etkilendi ve pandemi sırasında evde ve toplumda şiddet arttı” dedi.

Dış dünyanın Türkiye'de olanları görmesi ve saldırıları protesto etmesi gerektiğini söyleyen Fornarve, “İsveç önemli bir rol oynayabilir. Bizlerin demokrasi ve insan hakları için Türkiye'de mücadele eden demokratik güçleri desteklememiz önemli” diyerek İsveç Hükümeti'ne muhaliflere verdiği  desteği artırması çağrısı yaptı.