Şengal’de son durum

Şengal’de fiili ateşkes durumu devam ediyor. Dolaylı ve açık bir dizi görüşme yapıldığı biliniyor. Sonucun neye evrileceği belli olmaz. Devletin muğlaklığı karşısında Demokratik Özerk Şengal’in istikrarı ve duruşunda net olması, sonucu etkileyecektir.

Lozan Antlaşması ile Kürdistan, dört parçaya bölünmüştü. Her parça bir hegemon ülkenin kolonisi olacaktı. Kürdistan Kasr-ı Şirin ile ikiye, Lozan'la da dört parçaya bölünmüş oldu. İngiltere’ye Başûrê Kurdistan ve Türkiye’ye anlaşma neticesinde Kürdistan’ın büyük çoğunluğu verildi. İngilizlerin talebi üzerine anlaşmaya varılan bir diğer nokta, dört parçanın bir araya gelmemesi için çizilen sınırların yüz yıl boyunca korunması, parçalar arası çelişki, çatışma, birbirini kabul etmeme durumu hep canlı tutulacak, birliği oluşturacak her adım bastırılacaktı. Tarihten günümüze bu durum hep böyle devam etti. Yani ağacın kurdu hep beslendi.

İngiltere ve İsrail, bu siyaset için bölgede ortak çalıştı. Bölgede İsrail ve İngiltere’nin gözü, kulağı, eli olarak Barzani Ailesi seçilmişti. Barzani Ailesi, geçmişten günümüze muğlak kökleriyle böyle bir role gönüllü oldu ya da bunu onurlandıran bir görev olarak ele aldı. Kürdistan tarihinde KDP’nin ihanetleri hep bu minvalde peyderpey günümüze kadar geldi. Dört parçayı karıştıran, gelişen her isyanı, devrimi, ayaklanmayı, serhildanı, direnişi kırmak için attığı hiçbir adımda tereddüt yaşamadı. Bundan bir süre önce MOSSAD üyesi olduğunu iddia eden bir kişi, "Bizim Irak ve bölgedeki ayağımız, elimiz, gözümüz, dilimiz  KDP’dir, yani Barzani Ailesi'dir. Bunun için  hiçbir güç KDP’ye bir şey yapamaz"  diyerek İran’ı açıkça tehdit etmiş ve KDP’den uzak durması istenmişti. 

DEŞİFRE OLAN KDP SİYASETİNİN ÜSTÜ ÖRTÜLMEYE ÇALIŞILIYOR

Bu anlamda KDP’nin İngiltere ve İsrail’le ilişkileri salt diplomatik, taktik ya da güncel gelişmelere bağlı gelişen ilişkiler değil; stratejik ve çok eskiye dayanır. KDP’nin her başı sıkıştığında yönünü İngiltere’ye verdiği biliniyor. KDP’nin sahada da bu güçlerden destek aldığı, İran’ın baskıları sonucu açığa çıkıyor. İran'ın Hewlêr'de bulunan MOSSAD üssüne saldırısı bunun sonucudur. (Bunun yerine, KDP'nin sahada da bu güçlerden destek aldığı birçok kez açığa çıkmış ve çıkmaktadır. En son Hewlêr’de bulunan MOSSAD üssü, İran'ın roketli saldırısıyla birlikte deşifre oldu, denilebilir) 

İngiltere, bölgede Barzani Ailesi'nin İsrail ile ortaklığının deşifre olmaması için KDP-Barzani Ailesi'ni son yıllarda inanılmaz derecede diplomatik ilişkilere boğdu. Hemen hemen her gün bir ülke başkanı ya ziyaret ediliyor ya da bir ülke başkanı, Barzani Ailesi'ni ziyaret ediyor. Dışarıya gösterilen, Kürt kimliğine büründürülmüş dengeyi dünya kamuoyunda meşrulaştırmaktır. Deşifre olan KDP siyaseti bu biçimiyle örtülmeye çalışıldığı gibi, Kürt kimliği bir tek KDP üzerinden telaffuz edilmeye çalışılıyor. 

Tarih, yaşadığı tüm tekerrürlerden sonra 99 yıl önce imzalanan Lozan Antlaşması'nın 100’üncü yılına doğru gidiyor. Deniliyor ki Lozan Antlaşması'nın 100’üncü yılında haritaların yenilenmesi de varmış. Lozan Antlaşması'nın 100’üncü yılına doğru yakın bir zamanda, İsveç ve Finlandiya’nın NATO’ya üyelik talebi üzerine başvurularını, Türkiye önce veto etti, sonra bunu yumuşatarak yüzyılın pazarlığına dönüştürmek istiyor gibi.

Erdoğan’ın pazarlık yaptığı konu, Erdoğan’ın Lozan'ın 100’üncü yılında yenilenmesi beklenen haritadan pay sahibi olmaktır. Misak-ı Milli sınırları, bu anlamda Türkiye açısından önem kazanıyor. Erdoğan’ın Misak-ı Milli sınırları Kürt Êzidî soykırımından geçiyor. Türkiye bunun için NATO’nun ve uluslararası güçlerin tam desteğini, özelde İngiltere’nin sömürgesinde olan Başûr’un ve Şengal’in işgaline KDP ortaklığında yeşil ışık yakmasını istiyor. Erdoğan biliyor ki, İngiltere KDP’siz bir projeye “evet” demez. Erdoğan’ın Barzaniler'le bu kadar görünmesi, ortak ittifaklar, ortak çıkarlar, ortak ticaretten elde edilen gelirin paylaşımı, İngiltere’nin görebileceği bir biçimde yapılıyor.   

İngiltere, KDP’nin Türkiye ile ortaklığına onay vermiş gibi görünüyor. Mesrur Barzani’nin son İngiltere ziyaretinde Kürdistanlılar, Barzani Ailesi'nin işgale ortak olmasını protesto etmişti ve bir Kürt annesi elinde gerilla sembolü haline gelen Mekap ayakkabısını alarak Mesrur Barzani’ye “Sen bu ayakkabıya kurban ol” demişti.

TÜRK DEVLETİ VE KDP’NİN AMACI ÊZİDÎLERİ SOYKIRIMDAN GEÇİRMEK

Türk devletinin amacı, KDP ortaklığında Êzidî Kürtleri de dahil tüm Kürt halkını fiziki, olmadı kültürel soykırımdan geçirmek. KDP’nin Kazimi hükümetiyle güttüğü siyaset bunun bir parçasıdır. Erdoğan ve Barzani Ailesi, NATO sopasıyla Şengal’i vurma hesaplarına pratik sahada Kazimi hükümetini de dahil etmek istiyor. Şimdi KDP’nin Şengal'de varlık bulması açık veya el altından verdiği maaşları aşmıyor, ki Başûr'da pêşmergeler de dahil doğru düzgün maaş alamayan yüz binlerce insan var. Barzani Ailesi Êzidîlere dönük özel siyasetinde, verdiği maaşları kesmiyor, hatta farklı yollarla insanları rüşvete alıştırarak insanları alıp satmak üzerinden pazarlama siyasetine başvuruyor. KDP, elinin altında bir kısım Êzidîyi tutarak siyasi malzeme olarak kullanmak istiyor.

Başûrê Kurdistan’da Barzani Ailesi'nin hakimiyetinde olan kamplardaki çadırların kaldırılıp, yerine bloklardan, prefabrik büyüklüğünde odaların yapılacağı ve bunun için çalışmaların başladığı basına yansıdı. KDP, siyasi malzeme olarak kullandığı Êzidîler için bu kez de onları açık cezaevine kapatarak, ben ne istersem sen onu yapacaksın, demek istiyor. Çadır kentte her gün bir çadır yanınca halkın Şengal’e dönme talebi arttı ve bunun üzerine çadırlar yerine küçük portatif evler yapılıyor. Tabii mayıs ayı başlarında Şengal Savunma Güçleri (YBŞ/YJŞ) ve Irak ordusu arasında bir çatışma durumu yaşanmıştı. KDP, bir günlük çatışma durumundan korkup kamplara yönünü veren bazı Êzidîleri, özellikle kadınları tutukladı. Hatta bazılarını “PKK mi sizi gönderdi, kendinizi burada patlatmaya mı geldiniz” gibi alakasız sorgulamalardan geçirdi.     

Türkiye-KDP ikilisinin Şengal hesapları, en çok KDP ve Kazimi ona bağlı ordu, istihbarat üzerinden yürüyecekti. 9 Ekim İttifakı, Şengal üzerinde geliştirilen hesapların somut bir anlaşmaya kavuşmuş hali ve yine İngiltere’nin onayını birebir almış bir anlaşmadır. Bir yıldan fazladır bu anlaşmanın gerçekleşmesi için atılan her adım, halkın direnişine çarparak boşa çıkarıldı.

EVDEKİ HESAP ÇARŞIDA TUTMADI

Türk devleti, Medya Savunma Alanlarına yönelik başlattığı işgal saldırısının sonuç alacağı düşüncesiyle Şengal’e saldırı da başlattı. NATO’nun ikinci büyük gücü Türk ordusu, Medya Savunma Alanlarında yenilgi üzerine yenilgi yaşayınca, direkt Türk ordusu olarak Şengal’e bir saldırıyı göze alamadı. Bunun üzerine KDP-Kazimi ortaklığında yapılan 9 Ekim İttifakı üzerinden Irak ordusu Kazimi’nin talimatı üzerine Nisan’ın sonlarında başlayarak bir dizi saldırı gerçekleşti. Amaç, tank-top ve her türden ağır silahla yerleşim alanlarına saldırmak ve Êzidxan'ın çocukları olan YBŞ-YJŞ, Êzidxan Asayişi’ni yani Demokratik Özerk Şengal’i tasfiye ederek Êzidî iradesini yok hükmünde görmekti. Bunun üzerinden acımasızca bir saldırı gerçekleşti. Irak ordusunun saldırıları sonuç almadı, verdiği kayıplar karşısında ilerleyemedi ve ateşkes istedi. O günden sonra YBŞ-YJŞ ve Irak devleti arasında fiili bir ateş ilan edildi. Tabii KDP-Kazimi’nin hesabı; Irak ordusu savaşla Şengal’in kuzeyini alacaktı ve sonra KDP’ye teslim edecekti, bir ihtimal KDP de Türkiye’ye teslim edecekti. İlk hesap tutmayınca KDP B planını devreye soktu. Halkı korkutan ordu halkın bir bölümünün kamplara kaçmasını sağladı, kamplara gidenlerin büyük çoğunluğuna el konuldu, oradan kaçabilenler geri dönebildi. Aslında amaç Şengal’in kuzeyini tamamen insansızlaştırmaktı fakat insanların çoğunluğu yönünü kamplar yerine dağlara vererek KDP’ye güvenmediklerinin mesajını verdiler ki bu sayı azımsanmayacak kadar çoktu. KDP’nin Şengal’in kuzeyini tamamen kamplara çekme planı da tutmadı. Evdeki hesap çarşıda tutmadı ve Irak ordusunu karşılayan direniş, halkın cesareti, Barzani-Kazimi’nin hesaplarının önünü tuttu.

Köylerin bir bölümüne giren ordu ve yine saatlerce tank ve toplarıyla halkın evlerini vuran orduya karşı Merkez Şebabi adında, kendilerini bağımsız ve Êzidxan’ın çıkarları için çalışmaya adayan bir grup genç,      Ordu köylerimizden çık”, “Halka tank ve toplarınla vurma”, “Şengal’in sınırlarına çekil” sloganlarıyla bir dizi eylem başlattı. KDP, gençlerin başlattığı eylemi fırsata çevirmek için, gençlerin arasına kendi adamlarını sızdırdı.

KDP, 2003’te Irak ordusuna karşı halkı ayaklandırarak Irak ordusunu Şengal’in dışına çıkartmayı başarmıştı. 2003 pratiğinin tekrar tutacağı hesabını yaparak taktik değiştirdi ve halk üzerinden Şengal’i geri alacağını düşündü. Gençlerin içine dalan KDP’liler, gençlerin duygularına hitap ederek, Demokratik Özerk Şengal sisteminin ilkesi olan “Şengal Şengallilerindir” sloganlarıyla ısıttıkları halka sonrasında “Bir tek polis, istihbarat, idari güçler kalsın, onun dışındaki tüm güçler Şengal dışına çıksın” sloganı attırdı. 9 Ekim İttifakı'nın 2. maddesini halk üzerinden uygulamak istediler. Bu, KDP’nin gençleri oyuna getirerek Şengal Savunma Güçlerine karşı çıkarma hamlesiydi. Olayın sıcaklığıyla atılan sloganlar, KDP basınında çarşaf çarşaf işlendi. Oyunu fark eden gençler, kendi gücü olan çocuklarının Şengal dışına çıkması için attıkları sloganlara bir yerden sonra anlam veremedi ve bu sloganı kim bize attırıyor, sorgulamasına gitti. Oyunun altından KDP çıkınca kitlesel başlayan eylem, küçük bir KDP grubunun eylemi olarak kısır döngüye dönüştü. Eylemin bu biçimiyle sonuç alması mümkün değildi. 

FOYASI ORTAYA ÇIKINCA BAŞKA PLANLARA BAŞVURDU

Gençlerin eyleminde foyası ortaya çıkan KDP, bu kez başka bir plana başvurdu. Kazimi ile bir mizansen hazırladılar. Güya Şengal’in en saygın aşiret reisleri, bölgenin en önde gelenleri ve gençliğin de içinde bulunduğu 20 kişilik heyet, Şengal’in taleplerini konuşmak için Kazimi ile görüşecek ve Kazimi de bunlara vaatlerde bulunarak Êzidî toplumunun duygularına hitap edecekti.

Görüşme 9 Mayıs'ta, Bağdat'ta gerçekleşti. Heyet daha yoldayken sicilleri çarşaf çarşaf internet sayfalarında dolaşmaya başladı. Giden heyetin hepsi KDP’li para yiyicilerdi ve halk tarafından çok iyi tanınıyorlardı. Hemen hemen hiçbiri halk tarafından güven duyulan kişiler değildi. Görüşme sonrasında Kazimi harçlık niyetine her birinin cebine 2 milyon dinar sıkıştırmıştı, heyetten hiç kimse elinin tersiyle o parayı itmemiş ve Şengal- Êzidîler satılık değil, dememişti. KDP, heyeti Kazimi ile görüştürdükten sonra bu heyet Şengal’e dönüp kitleyi etrafında toplayarak basın açıklaması yapacaktı. Heyetin bileşenleri, gidişi ve Kazimi ile görüşmesi fiyasko olunca, heyetin Bağdat’tan dönüşünü kimse göremedi.

Kendini Şengal’e yamamaya çalışan KDP’nin ihanet kodları Şengal halkı tarafından bir bir çözülmüşe benziyor. Erdoğan ise KDP üzerinden Şengal’e geliş yollarının arayışında ve önüne çıkan her yolu zorlayarak sonuç almak istiyor. Öyle görünüyor ki Türkiye Misak-ı Milli sınırlarının hayaliyle NATO’ya yeni gelecek üyelerle pazarlığı sıkı tutacak. Tabii yapacağı hiçbir pazarlık onun gerillaya ve Şengal’de yenildiği gerçeğinin üstünü örtemez. 

Şengal’de fiili ateşkes durumu devam ediyor. Dolaylı ve açık bir dizi görüşme yapıldığı biliniyor. Sonucun neye evrileceği belli olmaz. Neticede hükümeti olmayan, ordusu paramparça, Ninova ve Bağdat siyasetinin ayrı yol haritaları, görüşmelerin yönünü muğlaklaştıran esas etkenler. Devlet tarafının muğlaklığı karşısında Demokratik Özerk Şengal’in istikrarı ve duruşunda net olması görüşmelere nitelik kazandırdığı gibi, sonucu da etkileyecektir.