Efrîn’de 4 yılda 686 sivil katledildi, 8 bin 455 kişi kaçırıldı

Efrîn’i işkencehaneye dönüştüren işgalci Türk devleti 4 yılda 686 sivili katletti, 8 bin 455 sivili kaçırdı. Kaçırılanların neredeyse yarısının akıbeti belli değil. Kentte işgalcilere ait onlarca işkence merkezi oluşturuldu.

Bugün 10 Aralık Dünya İnsan Hakları Günü, fakat Birleşmiş Milletler ve dünya devletlerinin sessiz ortaklığıyla 18 Mart 2018’de Türk devletinin işgal ettiği Efrîn, insanlığa karşı suçların işlendiği ve insanlık onurunun kırıldığı bir merkeze dönüştürülmüş durumda.

Efrîn’de Türk devleti ve onun DAİŞ, El Nusra çetelerinden devşirdiği ordusu tarafından insanlık onurunun kırılmadığı bir gün bile yaşanmıyor.

İşgalden önce yüzde 96’sı Kürt olan şehirde, bugün Kürtlerin oranı bazı kaynaklara göre yüzde 23, bazı kaynaklara göre yüzde 15’in altına düşürüldü. Şehirde 15 bin civarında Alevi’den sadece 200 kişi, 25 bin civarında Êzîdî’den sadece 2 bin civarında, bin civarında da Hristiyan kalmış durumda.

Kürtçenin yasak olması, tarihi eserlerinin, zeytinliklerinin, evlerinin işgalciler tarafından yağmalanmasına rağmen topraklarında kalmakta ısrar eden Efrînliler ise işkence, katliam, tehdit, tecavüz, kaçırma ve fidye alma gibi uygulamalar nedeniyle şehirden kaçmak zorunda kalıyor.

Türk devleti Efrîn’de kalan Kürtleri işkence etmekle yetinmiyor, işgal nedeniyle şehirden göç etmek zorunda kalan 100 binden fazla Efrînlinin yaşadığı Şehba’yı da hemen her gün bombalıyor.

KATLEDİLEN EN AZ 686 EFRÎNLİDEN 96’SI KADIN

İşgal harekatının başladığı 20 Ocak 2018 tarihinden bugüne işgalciler tarafından gerçekleştirilen bombardıman ve işkencelerle en az 686 Efrînli sivil katledildi.

İşgalciler tarafından katledilen sivillerin en az 96’sı kadın. Bunlardan 7 kadın işkence ve cinsel saldırı nedeniyle yaşamına son verdi.

71 kadına işgalciler tarafından tecavüz edildi. Efrîn İnsan Hakları Örgütü yaptığı araştırmayla Türk istihbaratı ve Özgür Suriye Ordusu adı altında topladığı DAİŞ, El Nusra ve türevi çeteleri tarafından kaçırılan tüm kadınların cinsel saldırı ve tacize maruz kaldığını tespit etti.

Efrîn İnsan Hakları Örgütü, en az 88 sivilin işgalciler tarafından işkenceyle katledildiğini belgeledi.

2021’DE 6’SI İŞKENCEYLE EN AZ 49 KİŞİYİ KATLETTİ

Uluslararası raporlarda işgalci çetelerin Türk devleti denetimi ve ortaklığıyla işlediği insanlık suçları gündemleştirilmesine rağmen Efrîn’de 2021 yılında da işgalcilerin insan kaçırma, işkence, fidye alma, katletme ve tecavüz uygulamaları sistematik olarak sürdürüldü.

Efrîn’de işgalci Türk devleti ve çeteleri 2021 yılında 13’ü kadın, 13’ü çocuk olmak üzere en az 49 kişiyi katletti. Efrîn İnsan Hakları Örgütü bunlardan 2’si kadın olmak üzere 6’sının işkenceyle katledildiğini belgeledi.

Bunlardan Mevlüde Numan, Mayıs 2021’de Türk çeteleri tarafından Çobanbey (Rai) Zindanı’nda işkenceyle katletti. 32 yaşındaki Nemet Behçet Şêxo hamileydi. Eşiyle birlikte Efrîn şehir merkezindeki Qenber Hastanesi önünde kendilerini Türk istihbaratı ve “sivil polis” olarak tanıtan kişiler tarafından ekim ayında gözaltına alındı. Nemet Behçet Şêxo ve eşinin patlamalarda yer aldıkları iddiasıyla yoğun işkencelerden geçirildiği ve Nemet Şêxo’nun bu işkenceler sonucunda yaşamını yitirdiği ortaya çıktı.

İŞGALCİLER EFRİNLİLERİ ŞEHBA’DA DA KATLETTİ

İşgalcilerin Efrînlilere dönük katliam ve saldırıları sadece Efrîn kentiyle sınırlı kalmadı. Efrîn ve Efrîn gibi Türkiye’nin işgali altındaki Mare, Ezaz gibi alanlardan günlük olarak, 150 bin civarında halkın yaşadığı Şehba’ya top atışları yapıldı.

İşgalci Türk devleti ve çetelerinin, 23 Ocak 2021’de Til Rifat’ı bombalaması sonucu Seededîn El-Qeys, Nazliye Mihemed Mustefa isimli kadın ve çocukları 5 yaşındaki Macid Yasir Sekran ile 12 yaşındaki Ebdulhemîd Sekran yaşamını yitirdi.  Bu saldırıda 2 sivil de yaralandı.

6 Nisan 2021’de işgalci Türk devletinin Şehba’ya bağlı Şerawa ve Şera köylerini bombalaması sonucu 12 yaşındaki bir kız çocuğu yaşamını yitirirken, 3 sivil de yaralandı.

13 Haziran 2021’de işgalci Türk devletinin bombardımanı sonucunda Şerawa’da 3 sivil yaralandı.

Daha önce DAİŞ ve Türk devleti güdümündeki çetelerin işgali altında olan Şehba köylerinde, çetelerin geçmişte döşediği mayınların patlaması sonucu 6’sı çocuk 10 kişi yaşamını yitirirken, 15 kişi de yaralandı.

İŞGALCİLER 655’İ 2021’DE EN AZ 8 BİN 455 EFRİNLİYİ KAÇIRDI

Türk devletinin 18 Mart 2018 tarihinde Efrîn’i tümden işgal etmesiyle birlikte şehir bir cezaevi ve işkencehaneye çevrildi.

Özerk Yönetim sistemine göre 7 ilçe,  372 köy ve mezradan oluşan Efrîn’in hemen her köyünde en az 1 evi, fidye için kaçırdıkları insanları kapattıkları bir işkencehaneye dönüştürdüler.

Efrîn’de en az 8 bin 455 kişi işgalciler tarafından kaçırıldı. Kaçırılan Efrînli vatandaşlardan neredeyse yarısının akibeti bilinmezken, bir kısmı Suriye’de Türkiye’nin işgal ettiği alanlardaki cezaevi işkence hanelerde tutuluyor. Efrîn İnsan Hakları Örgütü işgalciler tarafından kaçırılan vatandaşlardan en az 40’ının hukuka aykırı bir biçimde Türkiye’ye götürülerek ağır cezalara çarptırıldığını belgeledi. Yine kaçırılan birçok kişi çeteler tarafından fidye karşılığı serbest bırakılırken, aynı kişilerin defalarca farklı çete gurupları tarafından kaçırılarak fidye alındı.

FİDYE BİR SEKTÖRE DÖNÜŞTÜRÜLDÜ

Efrîn İnsan Hakları Örgütü, yaptığı araştırmalarda, Efrîn’de insan kaçırma ve fidye almanın Türk devleti tarafından bir sektöre dönüştürüldüğünü belgeledi. Örgütün sözcüsü İbrahim Şêxo, çeteler tarafından kaçırılarak istenen fidyeyi ödeyemeyen vatandaşların keyfi olarak tutulmaya devam ettiğini belirterek kendilerine bir suç uydurularak Efrîn’de kurulan işgal mahkemesi tarafından cezaya çarptırıldıklarını söyledi.

2021 yılında en az 655 kişi, kaçırılırken bunlardan 75’i kadın, 1’i henüz bebek olmak üzere 5’i de çocuk.  Katliam, kaçırma, işkence ve tecavüzlerin yanı sıra işgalciler halkın evlerine, tarlalarına, zeytinliklerine ve zeytinlerine el koymayı sürdürdü.

İŞGALCİLERE AİT BAZI ZİNDAN VE İŞKENCEHANELER

Tirindê Zindanı: Efrîn’de bulunan bu zindan, direkt MİT’e bağlı ve Türk istihbaratı tarafından yönetiliyor. Gizli tutulan bu zindan, Efrînlilere en ağır işkencelerin yapıldığı zindanların başında geliyor. 

Meydan Ekbes Zindanı: Raco’da bulunan bu zindan, işgalciler tarafından Türkiye sınırına yakın bir bölgede yapıldı. MİT ve Feylaq Şam çeteleri tarafından yönetilen bu zindana Türkiye’ye götürülecek olan Efrînliler getiriliyor.

Çeşitli suçlamalarla kaçırılan Efrînliler, bu zindana getirilip bir süre burada işkence ve sorguda tutuluyor. Daha sonra Türkiye’deki cezaevlerine aktarılıyor.

El Kerame Zindanı: 18 Mart 2018’de Efrîn’in işgal edilmesinin hemen ardından Türk devleti ve çeteleri tarafından şehrin en eski okullarından biri olan El Kerame Okulu zindana dönüştürüldü.

Feylaq Şam çeteleri birkaç yıldır resmi bir biçimde burayı kaçırdığı vatandaşlar için bir işkencehane olarak kullanıyor. Bu zindanda kadınların tutulduğu ve tecavüzden fiziki işkenceye her türlü işkenceden geçirildiği özel bir bölümü de var.

Mowaslat Zindanı: Efrîn şehir merkezinde yer alan bu zindan, Şam Cephesi çeteleri tarafından kullanılıyor. Bu zindan yönetimi daha önce Suriye ordusunda bulunan ve sonra ÖSO çetelerine katılan istihbaratçılar tarafından yönetiliyor. Efrîn’de çeteler tarafından kaçırılan siviller, Ezaz Suco bölgesindeki cezaevine götürülmeden önce burada işkencelerden geçiriliyorlar.

Beradê Zindanı: Efrîn şehir merkezinde bulunan bu zindanın yönetimi de “Şam Cephesi” olarak adlandırılan çetelerde. Çeteler, bu zindana da Efrîn şehir merkezi ve çevre köylerden kaçırdıkları sivilleri getirerek işkence ediyorlar.

Efrîn İnsan Hakları Örgütü bu zindan da başta kadınlar olmak üzere kaçırılan vatandaşlara yoğun psikolojik ve fiziki işkence yapıldığını belgeledi.

İşgalci Mahkeme’nin zindanı: Bu zindan da Efrîn şehir merkezinde ve eski mahkeme binasında bulunuyor. Özelde de çeteler tarafından kaçırılan kadınlar bu zindanda tutuluyor. Cephe Şamiye çeteleri tarafından yönetiliyor.

ANF’ye konuşan bu zindanda bir süre hapsedilmiş bazı kişiler, zindanda kaldıkları süre boyunca geceleri kadınların çığlıklarını duyduklarını, burada kadınların sürekli işkenceden geçirildiğini belirttiler.

Ezher Efrîn Zindanı: Efrîn’de bulunan bu zindan, Ehrar El Şarqiye çeteleri tarafından yönetiliyor. Tutukluların çoğunun Efrînli sivillerden oluşan bu zindanda Türk istihbaratı da bulunuyor. Tutukluların sorgulamasına ve işkencelere Türk istihbaratı da fiili olarak katılıyor.

İtihad El Erebî Zindanı: Aynı adı taşıyan okul, Cebhet El Şamiye çeteleri tarafından zindana çevrildi. İçinde kadınların tutulduğu bir bölme varken, son dönemde askeri bir merkez olarak kullanılıyor.

Eşrefiye Zindanı: İşgal nedeniyle Efrîn’i terk etmek zorunda kalan bir ailenin 4 odalı evi, çeteler tarafından zindana dönüştürüldü. Bu zindanda yaklaşık 50-60 Efrînlinin tutulduğu ve çeteler tarafından yönetildiği tespit edildi

Mahmudiye Zindanı: Efrîn’in Mahmudiye mahallesinde Hamza Tümeni çeteleri tarafından yönetilen bu zindan da, diğerleri gibi bir işkence merkezi.

İçinde onlarca Efrînlinin tutulduğu bu zindanda, kaçırılan kadınlar için iki bölme de bulunuyor.

Villa Sokağı Zindanı: Ehrar Şarqiye çeteleri işgal ardından şehri terk etmek zorunda kalan bir ailenin evini zindana dönüştürdü.

Amir El-Gubarî Zindanı:  Bu zindan da MİT ve bazı çete gruplarının komutanları tarafından yönetiliyor. İşgal öncesi Demokratik Özerk Yönetim kurumlarında çalışmış olan Efrînliler, bir süre bu cezaevinde tutularak işkence ve sorgudan geçiriliyor.

Basutê Zindanı: El Qelaa Zindanı olarak da biliniyor. Hamza Tugayı çete grubu komutanları tarafından yönetiliyor.

İstasyon Zindanı: Raco’da bulunan bu zindanda da Ehrar El Şarqiye çeteleri kaçırdıkları vatandaşlara işkence uyguluyor. Zindana hapsedilen vatandaşların büyük bölümü, Raco halkı. Yine bir kısım halk da Mabata’dan getiriliyor.  Efrîn’deki zindanlar arasında sorguda işkencelerin en yoğun olduğu zindan olarak tanınıyor.

Xirabê Zindanı: Efrîn Şera’da bulunan bu zindan, önce Sultan Murat Tümeni çeteleri tarafından kaçırılan halkın işkence ve sorgusunda kullanılıyordu. Bugün  aynı amaçla “askeri polis” olarak adlandırılan işgalci oluşum tarafından kullanılıyor.

Kefer Canê Zindanı: Şera’dadır ve Şam Cephesi çete grubu tarafından yönetiliyor.

Şengêl Köyü Zindanı: Efrîn’in Bilbilê ilçesinde, işgal nedeniyle şehri terk etmek zorunda kalan bir ailenin evi Hamza Tugayı çeteleri tarafından işkencehane ve zindana dönüştürüldü.

Goran Zindanı: Raco’da bulunuyor. Feylaq El Şam çeteleri tarafından yönetilen bu zindana Goran köyü ve çevre köylerden kaçırılan Efrînliler kapatılıyor.

Şiyê Zindanı: Şiyê ilçesindedir. Süleyman Şah çetelerinin kaçırdıklarına işkence etmek  ve hapsetmek amacıyla kullanılıyor. Grubun komutanı Ebu Emşa’nın ismiyle de tanınıyor.

Qermîtalqê Zindanı: Şiyê’de bulunan bu zindan da Süleyman Şah çeteleri tarafından bir gözaltı ve işkence merkezi olarak kullanılıyor. Süleyman Şah çeteleri tarafından kaçırılan pek çok kişiden fidye isteniyor.

Raco Zindanı: Selefi Zindanı ismiyle de tanınıyor. Selefi çeteler tarafından yönetilen bu zindanda da MİT gözetiminde kaçırılan Efrînlilere, sistematik işkence yapılıyor. Tutuklulara namaz ve Selefi İslam dersleri dayatılıyor. Bu zindanda tutulan Kürtler, çeteler tarafından “kafir” olarak tanımlanıyor.

‘ULUSLARARASI GÜÇLER İŞGAL VE İNSANLIK SUÇLARININ ORTAĞIDIR’

Efrîn İnsan Hakları Örgütü Sözcüsü Îbrahîm Şêxo, Efrîn’in Türk devleti ve çeteleri tarafından işgali ardından işgalciler tarafından Efrînlilere karşı her türlü insanlık suçunun işlendiğini ifade ederek, yayınlanan raporlarda bu suçların belgelenmesi ve deşifre edilmesine rağmen uluslararası güçlerin bu vahşeti durduracak hiçbir adım atmadığını söyledi.

Şêxo, “ İşgalciler tarafından Efrîn’de katliam, kaçırma, fidye alma, halkın mallarına el koyma, tecavüz, demografi değiştirme vb. gibi tüm uygulamalar geliştirildi. Bütün bunlar Türk devletinin denetiminde ve talimatıyla başta Türkmen çeteler olmak üzere Türk çeteleri eliyle gerçekleştirildi. 15 civarında kutsal mekan yıkıldı. 4 şehitlik yıkıldı.  Özelde de Kürtler hedef alındı. Bu nedenle uluslararası kurumlar, Efrîn’deki insan hakları ihlalleri üzerine birçok rapor hazırlayıp yayınladılar. Biz de Suriye’de çalışma yürüten insan hakları örgütleri olarak Efrîn’de işgalcilerin insanlık suçlarını günlük olarak belgeliyoruz. Fakat tüm bu raporlar kağıt üzerinde kaldı. Uluslararası güçler ABD, Rusya, Avrupa Devletleri bu vahşi uygulamaları durduracak hiçbir adım atmadı. Çünkü birbirlerinin dostları ya da birbirleriyle çıkar ilişkileri var. Türkiye de bu sessizlikten yararlanarak Efrîn, Girê Sipî, Serêkaniyê, Ezaz, Bab gibi işgal ettiği alanlarda insan suçlarını artırdı ve bu bölgeleri ilhak etmeye çalışıyor" dedi.

‘İŞGAL SONA ERDİRİLMELİ’

Îbrahîm Şêxo Efrîn’in durumunun Türk devletinin Suriye’de işgal ettiği diğer alanlardan farklı olduğunu belirterek, Efrîn işgal öncesi nüfusunun yüzde 96’sı Kürt olan bir şehir olduğu için Türk devleti tarafından pilot bölge seçildiğini ve tam anlamıyla bir işkencehaneye dönüştürüldüğünü kaydetti.

Şexo şöyle konuştu: “300 binden fazla insan işgalle birlikte göç ettirildi. İşgalin başından günümüze 400 binden fazla kişi Guta, Şam, İdlib, Filistin vb. gibi yerlerden getirilerek Efrîn’e yerleştirildi.  İnsanlar işgalcilerin işkence, katliam, tecavüz vb. gibi uygulamaları nedeniyle geri dönemiyor.

Efrîn’in durumu gün be gün daha kötüleşiyor. Demografik değişim yapılıyor. Çeteler tarafından insan kaçırma ve fidye almayı bir sektöre dönüştürülmüş durumda.  İnsan Hakları Örgütü olarak tüm uluslararası kurumlara çağrı yapıyoruz; bugün insan hakları günü; sorumluluklarınızı yerinize getirin. Türk devleti Efrîn ve Suriye’de çıkarılmalı ve işgale son verilerek göç etmek zorunda kalan halkın topraklarına ve evlerine geri dönmesi sağlanmalı.  Katliam ve insanlık suçlarının sorumluları yargılanmalı. Suriye sorunu ve savaşı Türk devletinin işgali sonlandırılarak siyasi olarak çözümlenmeli.