Ateşkes süreçleri ve sonuçları – VIII
PKK'nin 1993, 1995, 1998, 1999, 2009 ve 2013 yıllarında ilan ettiği ateşkes ve eylemsizlik kararları kalıcı bir barışa dönüşemedi; müzakere süreçleri bertaraf edildi.
PKK'nin 1993, 1995, 1998, 1999, 2009 ve 2013 yıllarında ilan ettiği ateşkes ve eylemsizlik kararları kalıcı bir barışa dönüşemedi; müzakere süreçleri bertaraf edildi.
Türk devleti, müzakere süreçlerini hem kendi çıkarları doğrultusunda ele aldı. İmha ve inkâr dışında samimi bir demokratik çözüme yanaşmadı. PKK, geçen ay bir kez daha ateşkes ilan ederek barış ve demokratik çözüm çabalarında ısrarlı olduğunu gösterdi.
Önder Apo’nun 27 Şubat’ta paylaşılan ‘Barış ve Demokratik Toplum’ çağrısının ardından PKK, ateşkes ilan etti. Buna rağmen Türk devletinin gerilla alanlarına dönük saldırıları son bulmadı. Meclis, henüz devreye girmedi; hukuki ve siyasi zemin oluşturulmadı. PKK ile Türk devleti arasında diyalog süreçlerinin tamamı, Önder Apo ve PKK'nin çabasına rağmen Türk iktidarları tarafından yeni bir imha konseptiyle bitirildi.
TALABANİ ARACILIĞIYLA 1993 ATEŞKESİ
Türk devleti, 1992'nin sonbaharında KDP ve YNK'yi de yanına alarak gerillaya saldırdı. 45 gün süren savaşın ardından KDP ve YNK ile anlaşmaya varan PKK, silahlı güçlerinin önemli bir kısmını Zelê ve Türkiye sınırlarının içine doğru çekti. Önder Apo, 19 Mart 1993'te Bekaa’da, YNK Lideri Celal Talabani’nin de hazır bulunduğu bir basın toplantısı düzenleyerek PKK tarihindeki ilk tek taraflı ateşkesi ilan ettiğini açıkladı. Dönemin Cumhurbaşkanı Turgut Özal’ın istemi üzerine YNK Lideri Celal Talabani, bu ateşkese aracılık yaptı. Türk devletinin karşılıklı bir ateşkes için herhangi bir adım atmadığı görüldü, ancak durum değerlendirmesi yapan PKK, tek taraflı ateşkesin bir ay daha uzatılması kararı alarak 15 Nisan 1993'te Bekaa’da yine Talabani’nin hazır bulunduğu basın toplantısıyla kamuoyuna duyurdu. PKK’nin ilan ettiği tek taraflı ateşkes süreci daha bitmeden Turgut Özal şüpheli bir şekilde öldü. Diğer taraftan tasfiyeci-çete olarak bilinen Şemdin Sakık’ın talimatıyla teskere almış 33 asker vuruldu. Önder Apo tarafından provokasyon olarak yorumlanan Özal’ın şaibeli ölümü ve 33 asker olayı, tek taraflı ateşkesi sona erdirdi.
KDP VE TÜRKİYE İLE ATEŞKES
PKK gittikçe gelişiyor ve büyüyordu. Bu büyük gelişmenin önünü alamayan Türkiye, Başûr'daki partilerin PKK’ye yönelimini sağlamak için ABD ve uluslararası güçlere baskı yapmaya başladı. Dublin’de ABD ve İngiltere’nin siyasal desteğini sağlayan Türkiye, KDP ve YNK’nin de askeri desteğini alarak PKK’ye yeni bir savaş açma hazırlığındayken, PKK 26 Ağustos 1995’te KDP güçlerine savaş açarak Dublin sürecini boşa çıkardı. 11 Aralık’ta ilan edilen ateşkes ile KDP ve PKK güçleri arasında üç ay süren çatışmalar sona erdi. Bu ateşkes sürecini sadece Kürtler ile sınırlı tutmak istemeyen Önder Apo, Kürt sorununun siyasi çözümünün önünü açabilmek için Türkiye’ye karşı da tek taraflı bir ateşkese dönüştürdü. Ateşkese olumlu karşılık vermeyen Türk devletinin çözüme yanaşmadığı görüldü. Özellikle 6 Mayıs 1996’da Tansu Çiller ekibinin, Önder Apo’ya karşı suikast girişimi olunca, PKK tarafından ateşkesi sürdürmenin imkânının kalmadığı görüşü hakim oldu.
ERBAKAN DÖNEMİ 1998 ATEŞKESİ
Türk devleti, PKK’nin tek taraflı ateşkes ilan etmesi için harekete geçmişti. Dönemin Başkanı Necmet Erbakan, tek taraflı ateşkes yapılması isteğindeydi. Ateşkes sürecinin geliştirilmesi için bir mekanizmanın yaratılması, Kürt ve Türk kamuoyunun barışa hazırlanması gerektiği önerisi, Türkiye tarafından dolaylı olarak PKK’ye iletilmişti. Önder Apo’ya aktarılan bu görüşmeler, 1 Eylül 1998’de tek taraflı bir ateşkese dönüştü.
ULUSLARARASI KOMPLO
Dönemin Türk Kara Kuvvetleri Komutanı Atilla Ateş, Ekim başında Suriye sınır üzerinde yaptığı sert açıklamalar ve Akdeniz’de konumlanan ABD gemileri, Türkiye ile Suriye arasında bir savaşın sinyallerini veriyordu. Suriye’ye dönük baskılar artınca Önder Apo, 9 Ekim günü Suriye’den ayrılmak zorunda kaldı. Tek taraflı ilan edilen ateşkes, Uluslararası Komplo'ya rağmen devam etti. Bir yandan komplo diğer yandan gerillaya karşı saldırıların artması, ateşkesi fiiliyatta sona erdirdi.
Önder Apo, 15 Şubat 1999’da Kenya’dan kaçırılarak Türkiye’ye teslim edildi. O dönem 6. Kongresini yapan PKK, tek taraflı ateşkesi bitirdiğini ve topyekun savaş ilan ettiğini açıkladı. Kürdistan, Türkiye ve Kürtlerin yaşadığı her yerde eylemler bir kıvılcım ateşi gibi büyüdü. Eylem ve yaşanan çatışmaları kontrol edemeyen Türk devleti, geri adım atmak zorunda kaldı.
KOMPLO SONRASI İLK ATEŞKES
PKK, 1 Eylül 1999'da barış ortamını sağlamak amacıyla dördüncü sefer ateşkes ilan etti ve gerilla güçlerini Türkiye sınırları dışına çıkarma kararı aldı. Ayrıca Önder Apo’nun çağrısı üzerine, iyi niyet gösterisi olarak 20 kişiden oluşan biri dağdan, biri de Avrupa’dan iki barış grubunu Türkiye'ye gönderdi. Gerilla alanlarına dönük saldırılar azalmıştı, Türkiye’nin Başûr’u işgal etme gibi bir dayatması görünmüyordu. MHP, DSP ve ANAP'tan oluşan koalisyon, 11 Eylül ikiz kule saldırısıyla dünyada teröre karşı başlatılan harekattan yararlanmak istedi. Böylece ateşkesi sürdürmenin koşulları yavaş yavaş ortadan kalktı.
DEMOKRATİK BARIŞ PROJESİ
PKK 7. Olağanüstü Kongresi'nde karar altına alınan Demokratik Barış Projesi gereği çeşitli tarihlerde barış çağrıları ve diyalog arayışını sürdürdü, projeler sundu. 20 Ocak 2000'de Barış Projesi, 4 Kasım 2000'de Demokrasi ve Barış için Acil Eylem Planı, 19 Haziran 2001'de yeni bir savaşın gündemleşmemesi ve çözüm sürecinin gelişmesi için acil talepler bildirisi, 22 Kasım 2002'de Acil Çözüm Bildirgesi ve 2000'in başında ve 2002'nin sonunda olmak üzere iki defa Cumhurbaşkanı, Meclis Başkanı, Başbakan, Genelkurmay Başkanı ve tüm siyasal partilere Kürt sorununun çözümü konusunda düşünceleri ortaya koyan mektuplar gönderildi. PKK’nin barış çabalarına rağmen Türkiye’nin imha yönelimleri hız kesmeden devam etti. PKK'nin barış ve diyalog çağrılarını bir zafiyet olarak değerlendiren Türkiye, Kürt halkı ve gerilla güçleri üzerindeki şiddet politikasını sürdürmeye devam etti.
1 HAZİRAN HAMLESİ
KADEK Meclisi’nin Temmuz 2003’te yaptığı toplantıda ateşkes koşullarının sağlanması ve son aşamada silahların bırakılması için üç aşamalı bir yol haritası belirlendi. KADEK, bu toplantının sonuç bildirgesini açıklarken, "eğer Türk devleti bu yol haritasını kabul etmezse savaş gelişir" uyarısında bulundu. Bu dönemde Türkiye’nin askeri operasyonları ve Önder Apo üzerindeki baskıları devam edince, Halk Savunma Güçleri (HPG) 1 Haziran 2004’te toplanarak, tek taraflı ateşkesi bitirdiğini ve misilleme hakkını kullanacağını ilan etti. Bu sürecin sonunda bir ateşkesin sağlanması için çift taraflı olması gerektiği sonucuna varıldı ve gerillanın meşru savunma temelinde misilleme hakkını kullanması kararı alındı. Böylece 1 Eylül 1999’daki ateşkes, fiilen ortadan kalktı.
KKK'DEN YENİ ÇÖZÜM PROJESİ
Türk devleti ve PKK arasında yaşanan savaş ve çözümde en kritik süreçlerden birisi de 2004'teydi. Türkiye'nin imha yönelimlerine karşı Kürt Özgürlük Hareketi'nin aktif savunmaya başladığı 1 Haziran 2004'ten sonra Türkiye hem kendi iç kamuoyunda bu savaşın haksız tarafı olma yolunda tepkiler alıyor hem de uluslararası alanda baskılarla yüz yüze kalmaya başlıyordu. Türkiye'nin içinde bulunduğu çıkmazı gören Koma Komalên Kurdistan (KKK), 10 maddeden oluşan yeni bir barış projesini daha sundu. KKK, en makul ve çözüme yakın olarak ifadelendirdikleri 6 madde ile ateşkes kararının gerekçelerini de ortaya koydu.
SAVAŞ TEZKERESİ VE İŞGAL SALDIRISI
Türkiye Meclisi, 5 Kasım 2007 Washington anlaşmasıyla başlayan yeni dönemde savaş tezkeresi çıkarttı. İşgalci Türk ordusu defalarca Medya Savunma Alanları'nı bombaladı ve 21 Şubat 2008'de ilk kez Başurê Kurdistan ve Medya Savunma Alanları'na işgal hârekatı düzenledi. İşgal hârekatı, Zap alanındaki gerilla direnişiyle karşılaştı ve Türk ordusu bozguna uğradı.
KCK'NİN 2009'DAKİ EYLEMSİZLİK KARARI
KCK, 29 Mart yerel seçimler sonrasında ortaya çıkan siyasi sonuçları dikkate alarak 13 Nisan'dan geçerli olmak üzere eylemsizlik kararı aldığını duyurdu. AKP hükümeti ve devlet, KCK'nin eylemsizlik kararına DTP'ye yönelik başlattığı siyasi soykırım operasyonlarıyla yanıt verdi. 1 Haziran’da süresi dolan eylemsizlik kararı, Ramazan Bayramı sonrasına kadar uzatıldı. KCK'nin eylemsizlik kararına rağmen işgalci Türk ordusunun imha amaçlı saldırıları durmadı ve devletin Kürtler üzerindeki saldırıları hız kazandı. Türk devletinin yaklaşımları beraberinde sürecin tıkanmasını da getirdi.
YENİDEN BARIŞ GRUPLARI
Önder Apo yeniden devreye girerek sürecin önünün açılması için üç barış grubunun Türkiye’ye gitmesini istedi. Önder Apo’nun çağrısına uyan KCK, Qendîl, Maxmûr ve Avrupa'dan barış gruplarının Türkiye'ye gönderileceğini duyurdu. 19 Ekim'de Qendîl ve Maxmur barış grupları, Xabur Sınır Kapısı'ndan Türkiye’ye giriş yaptı ve milyonlarca insan tarafından karşılandı. Avrupa'dan gidecek grubun gidişi Türk devletinin engellemeleri sonucu durduruldu. Barış gruplarının Türkiye'ye gitmesinin ardından polis ve yargının baskısı artı. Açılan davalar yetmedi, barış grubu üyelerinden bazıları tutuklandı. Geriye kalanlar Türkiye'de kalma koşuları ortadan kalktığı için Başurê Kurdistan'a geri döndü. AKP hükümetinin başını çektiği siyasi soykırım operasyonunda içinde eski milletvekilleri, belediye başkanları ve kurum temsilcilerinin bulunduğu bin 700 kişi tutuklanarak cezaevine konuldu. DTP kapatılarak eşbaşkanlarının milletvekillikleri düşürüldü.
ÖNDER APO'NUN 2010'DAKİ KARARI
Önder Apo, siyasi çözüm imkanlarının ortadan kalktığı ve AKP'nin oyalama politikasının devreye girmesi nedeniyle 31 Mayıs 2010'da devreden çıktığını ilan etti. KCK, 1 Haziran 2010'da yaptığı açıklamada Önderliklerinin ve kendilerinin barış ve demokratik bir çözüm için attıkları bütün adımların, AKP tarafından boşa çıkarıldığını, bunun için de 13 Nisan 2009'da tek taraflı olarak ilan ettikleri eylemsizlik kararını sonlandırdıklarını duyurdu. Böylelikle güçlerini aktif savunma pozisyonuna geçirdiklerini ilan etti.
70 günlük süre içinde çok kapsamlı çatışmalar yaşandı. Türkiye kamuoyunun temel gündemi, çatışmalar ve ağır kayıplar oldu. Türkiye'de yaşanan ağır savaş bilançoları karşısında STÖ, DTK ve BDP’nin çift taraflı ateşkes çağrıları oldu. Bu temelde Önder Apo, KCK'ye müzakere surecine vesile olması için eylemsizlik sürecinin başlatılmasını önerdi. KCK, yapılan çağrılara ve Önder Apo’nun önerisini kabul etti.
KCK'DEN 8. ATEŞKES İLANI
KCK, 40 günlük eylemsizlik kararını şu açıklama ile kamuoyuna duyurdu: "Önderliğimiz duruşunun barış çizgisinde olduğunu, çözüm için samimi ve ciddi bir yaklaşımın gelişmesi halinde devreye girip rolünü oynayabileceğini kamuoyuna duyurmuştu. Diyalog ortamının bir sonucu olarak Önder Apo, bir kez daha çatışma sürecinin geri dönülemez bir noktaya varmadan taraflara çağrıda bulunmuştur. Bu amaçla hareketimizin yönetimine bir mesaj göndermiştir.’’
KCK, tek taraflı ateşkes adımının çift taraflı olması için öne sürülen koşulları da açıklamıştı. Açıklamada, askeri ve siyasi operasyonların sonlandırılması, bin 700 civarındaki siyasetçinin serbest bırakılması, müzakere sürecinin başlaması ve Önder Apo’nun aktif katılması ve yüzde 10 seçim barajının düşürülmesi vb. maddeler yer almıştı.
2013'TEKİ ATEŞKES VE DOLMABAHÇE
AKP, 12 Haziran 2011’deki seçim sonucuna dayanarak PKK’yi tasfiye edeceğini hesap ediyordu. Ardından yeniden seçim süreci gelince 2012 sonunda Önder Apo ile iletişime geçti. AKP, bir yandan Önder Apo ile iletişime geçerken diğer yandan Paris Katliamı'nı gerçekleştirdi. Katliamı Fethullahçıların üzerine yıkmaya çalıştılar. Önder Apo, “eğer öyle deniyorsa o zaman gereği yapılsın” diyerek bir süreç geliştirmek istedi. Hızla güçlerin geri çekilmesini öngören üç aşamalı bir planlama gelişti. 2013 Newroz’undan itibaren başlayan diyalog süreci, 2015’e kadar devam etti.
PKK, soykırımcı sisteme karşı hamle yapacaktı ancak DAİŞ’in Haziran 2014'ten itibaren başlattığı saldırılar bölgeyi derinden sarstı. Türk devleti, 30 Ekim 2014 tarihli MGK toplantısında yeniden topyekun özel savaş konseptini kararlaştırdı. ‘Çöktürme Eylem Planı’nı hazırlayarak savaş hazırlıklarına başlamıştı. Kobanê ve Şengal’de kaybeden DAİŞ, AKP hükümetini korkuttuğu için diyalog sürecini bitirme niyetindeydi.
Erdoğan, 2015'teki Newroz’dan sonra “Ne Dolmabahçe Mutabakatı, ne İmralı görüşmeleri, hiçbir şey yoktur’’ diyerek savaş sinyallerini vermişti. 7 Haziran seçimi öncesi Çukurova, Amed ve Karadeniz’de HDP mitinglerine, binalarına ve kortejlerine saldırılar oldu. 20 Temmuz’da Suruç Katliamı yaşandı. Bu katliamların sorumlusu ise AKP idi. Bakur’da seçimlerin kazanılması ve Rojava’da DAİŞ’in yenilmesi Türk devletini harekete geçirdi. Böylece 24 Temmuz 2015’te diyalog sürecini bitiren AKP hükümeti, savaş başlattı.
Daha sonra PKK, 10 Ekim 2015’te, 1 Kasım seçimleri rahat ve güvenli bir ortamda gerçekleştirilsin diye eylemsizlik kararı aldı, ancak Türk devleti bu eylemsizlik kararına da saldırılarla yanıt verdi.
DEPREMLER İÇİN EYLEMSİZLİK KARARI
10 yıl aralıksız bir şekilde saldırılara karşı mücadele devam etti. Mereş merkezli 6 Şubat 2023’te depremler meydana geldi; on binlerce insan yaşamını yitirdi, milyonlarca insan ise göçe maruz kaldı. KCK, böylesi bir dönemde eylemsizlik kararı aldığını kamuoyuna duyurdu. Türk devleti, içinde olduğu durumu görmezden gelip gerilla alanlarına dönük yasaklı kimyasal silahlarının da kullanıldığı soykırım saldırılarına devam etti.
YENİ ÇAĞRI VE PKK’NİN ATEŞKES KARARI
Devlet Bahçeli’nin Ekim 2025'teki çağrısı üzerine Önder Apo, "Koşullar oluşursa savaşı, hukuki ve siyasal zemine çekecek teorik ve pratik gücüm var’’ diyerek yanıt verdi. Daha sonra Sırrı Süreyya Önder ve Pervin Buldan İmralı'ya giderek Önder Apo ile bir görüşme gerçekleştirdi. DEM Parti İmralı Heyeti görüşme sonrası Önder Apo’nun önerisiyle Türkiye ve Başûrê Kurdistan’daki siyasi partileri ziyaret etti. Bu ziyaretlerin sonuçları, ikinci görüşmede Önder Apo’ya aktarıldı. İmralı heyeti, 26 Şubat’ta bir kez daha Önder Apo’yu ziyaret etmesinin ardından İstanbul’a giderek Önder Apo’nun tarihi ‘Barış ve Demokratik Toplum’ çağrısını paylaştı:
"PKK, tarihin en yoğun şiddet yüzyılı olan 20. asrı, iki dünya savaşı, reel-sosyalizm ve dünya genelinde yaşanan soğuk savaş ortamları, Kürt realitesinin inkarı, başta ifade olmak üzere özgürlükler konusunda yasaklardan kaynaklı oluşan zeminde doğmuştur.
Teori, program, strateji ve taktik olarak yüzyılın reel-sosyalist sistem gerçeğinin ağır etkisinde kalmıştır. 1990’larda reel-sosyalizmin iç nedenlerle çöküşü ve ülkede kimlik inkarının çözülüşü, ifade özgürlüğünde sağlanan gelişmeler, PKK’nin anlam yoksunluğuna ve aşırı tekrara yol açmıştır. Dolayısıyla ömrünü benzerleri gibi tamamlamış ve feshini gerekli kılmıştır.
Kürt-Türk ilişkileri; 1000 yılı aşan tarihler boyunca Türkler ve Kürtler, varlıklarını sürdürmek ve hegemonik güçlere karşı ayakta kalmak için gönüllülük yönü ağır basan, hep bir ittifak içinde kalmayı zorunlu görmüşlerdir.
Kapitalist modernitenin son 200 yılı, bu ittifakı parçalamayı esas gaye edinmiştir. Etkilenen güçler, sınıf temelleriyle birlikte buna hizmeti esas bellemişlerdir. Cumhuriyetin tek tipçi yorumlarıyla birlikte bu süreç hızlanmıştır. Günümüzde çok kırılgan hâl alan tarihsel ilişkiyi, kardeşlik ruhu içinde inançları da göz ardı etmeden yeniden düzenlemek esas görevdir.
Demokratik toplum ihtiyacı kaçınılmazdır. Cumhuriyet tarihinin en uzun ve kapsamlı isyan ve şiddet hareketi olan PKK’nin güç ve taban bulması, demokratik siyaset kanallarının kapalı olmasından kaynaklanmıştır.
Aşırı milliyetçi savruluşunun zorunlu sonucu olan ayrı ulus-devlet, federasyon, idari özerklik ve kültüralist çözümler, tarihsel toplum sosyolojisine cevap olamamaktadır.
Kimliklere saygı, kendilerini özgürce ifade edip, demokratik anlamda örgütlenmeleri, her kesimin kendilerine esas aldıkları sosyo-ekonomik ve siyasal yapılanmaları ancak demokratik toplum ve siyasal alanın mevcudiyetiyle mümkündür.
Cumhuriyetin ikinci yüzyılı ancak demokrasiyle taçlandırıldığında kalıcı ve kardeşçe bir sürekliliğe sahip olabilecektir. Sistem arayışları ve gerçekleştirmeler için demokrasi dışı bir yol yoktur. Olamaz. Demokratik uzlaşma temel yöntemdir.
Barış ve demokratik toplum döneminin dili de gerçekliğe uygun geliştirilmek durumundadır.
Sayın Devlet Bahçeli'nin yaptığı çağrı, Sayın Cumhurbaşkanı'nın ortaya koyduğu iradeyle, diğer siyasi partilerin malum çağrıya dönük olumlu yaklaşımlarıyla oluşan bu iklimde silah bırakma çağrısında bulunuyor ve bu çağrının tarihi sorumluluğunu üstleniyorum.
Varlığı zorla sona erdirilmemiş her çağdaş cemiyet ve partinin gönüllü olarak yapacağı gibi devlet ve toplumla bütünleşme için kongrenizi toplayın ve karar alın; tüm gruplar silah bırakmalı ve PKK kendini feshetmelidir.
Ortak yaşama inanan ve çağrıma kulak veren tüm kesimlere selamlarımı iletirim."
PKK, HEMEN OLUMLU YANIT VERDİ
PKK, 24 saat sonra çağrıya olumlu yanıt verdi. PKK, kongrenin toplanacağını ve fesih kararının alınacağını belirterek ateşkes ilan etti. Halk Savunma Merkezi Karargah Komutanlığı da, tüm güçlerinin Türkiye'ye karşı ateşkes kararına uyacağını açıkladı. Aradan bir ay geçmesine rağmen AKP iktidarı, ne ateşkese uyuyor ne de kogrenin toplanmasının şartlarını oluşturuyor. Meclis henüz inisiyatif almadı, Kürt Halk Önderi'nin kongreyi toplama ve yönetmek dahil özgür çalışma koşulları sağlanmadı.
BİTTİ...