HDP'li kadınlar 'Kadın Yoksulluğuna Hayır' buluşmaları için Çukurova'da

“Kadınlar İçin Adalet” kampanyasının ikinci etabı olan “Kadın Yoksulluğuna Hayır” buluşmasında için Çukurova’ya giden HDP’li kadınlardan oluşan heyet, Antakya Kadınlar Birlikte Güçlü Platformu ve Gezi Anneleri ile bir araya geldi.

HDP Eşbaşkanı Pervin Buldan, HDP Kadın Meclisi Sözcüsü Ayşe Acar Başaran, Milletvekilleri Tülay Hatimoğulları ve Fatma Kurtulan, Ekoloji Komisyonu Eş Sözcüsü Menekşe Kızıldere, Kadın Meclisi Üyeleri Seher Kadiroğlu ve Mehtap Sert, SYKP Eş Genel Başkanı Canan Yüce ve Hatay İl Kadın Meclisi üyelerinden oluşan heyet, “Kadınlar İçin Adalet” kampanyasının ikinci etabı olan “Kadın Yoksulluğuna Hayır” buluşmalarına Çukurova’da devam etti. HDP heyeti, Defne Evi’nde Antakya Kadınlar Birlikte Güçlü Platformu ve Gezi Anneleri ile bir araya geldi.

Burada konuşan HDP Kadın Meclisi Sözcüsü Ayşe Acar Başaran yaptıkları çalışmanın şöyle dile getirdi: “Kadınların, mücadele ettikleri için cezaevlerine konuldukları ve öz savunmalarını yapmak zorunda kaldıkları için cezaevlerinde tutularak müebbetle yargılandıkları bir süreçten geçiyoruz. Kadınlar olarak eşbaşkanlık sistemi, siyasette eşit temsiliyeti sağladıkları için ve ‘siyasette de var olacağız’ dedikleri için kadınlar cezaevlerinde rehin tutuluyor. Kadınlar adaleti Emine Şenyaşar gibi betonların altında arıyor, Cumartesi Anneleri gibi yıllardır Galatasaray Meydanı'nda arıyor, Barış Anneleri gibi beyaz tülbentleriyle yollara düşerek arıyorlar. Ama maalesef erkek egemen sistemin bize dayattığı adaletsizlik, zulüm ve eşitsizliklerle karşı karşıyayız. 

‘ÇÖZÜM ORTAK MÜCADELE VE YOL AÇABİLEMEKTİR’ 

Kampanyamızın ikinci etabında kadın yoksulluğunu gündemimize getirmek istedik. Maalesef kadınlar yaşamları için mücadele ederken, yaşamları büyük bir tehlike altındayken, kadınların yaşadıkları diğer problemler neredeyse görünmez bir durumda. Bunlardan biri de kadınların cinsiyet eşitsizliğinden kaynaklı yaşadıkları yoksulluktur. Aslında artık kadın yoksul olduğu değil, yoksulluğun kadınlaştığı bir dönem yaşıyoruz. Biz Ege’den başladık kadınlarla buluşmalara, İç Anadolu, Amed, Serhat’ta devam ettik ve bugün Çukurova’dayız. Gördüğümüz tablo şudur; Kadınların yaşadıkları birbirinden farklı değil. Güvencesiz ve merdiven altı işlerde çalışanlar hep kadınlardır. Salgın ile birlikte ilk gözden çıkarılanlar da yine kadınlar olmuş. Kod-29 garabeti ile kadınlar işverenlerin ellerine verilen bu kozla işlerinden edildiler. Çünkü erkek egemen iktidar bizi ‘makul’ kadın yapmak istiyor. Tam da bu nedenle başlattığımız bu kampanyada sizlerin de görüş ve önerilerinizi almak istiyoruz. Biz sadece tespit etmek için yola çıkmadık, sadece gelip görelim diye değil; bunu her platformda dile getirelim ve hep birlikte çözüm üretelim diye yola çıktık. Çözüm ortak mücadeledir, çözüm kendimize bir yol açabilmektir. Çünkü şu an erkek egemen iktidar yolumuza dikilmiş durumdadır." 

BULDAN, GEZİ DİRENİŞİ’NDE ŞEHİT DÜŞENLERİ ANDI

Başaran’ın ardından konuşan HDP Eşbaşkanı Pervin Buldan ise “Dayanışma bizleri demokrasiye, eşit yaşama, barışa ve adalete götürecek” dedi. Buldan sözlerini şöyle sürdürdü: “Çok kıymetli Gezi Anneleri, Kadınlar Birlikte Güçlü Platformu’nun değerli bileşenleri, değerli konuklar; hepinizi heyetim adına, partim adına en içten sevgi ve saygılarımla selamlıyorum. Konuşmama başlamadan önce; Gezi protestoları sırasında katledilen canlarımızı, Mehmet Ayvalıtaş’ı, Abdullah Cömert’i, Ethem Sarısülük’ü, Ali İsmail Korkmaz’ı, Ahmet Atakan’ı, Berkin Elvan’ı; yine farklı yerlerde ve zamanlarda katledilen Okan Pirinç’i, Halil Aksakal’ı; hayatını kaybeden tüm çocuklarımızı, canlarımızı saygıyla ve rahmetle anıyorum. 

Katledilen gençlerimizin, çocuklarımızın yarım kalan gülüşlerine hem siyaseten hem de birer birey olarak borç yüklü olduğumuzu, bu borcumuzu ancak onlar için gerçek bir adaleti sağlayarak ve de Gezi’nin haklı taleplerini bir gün mutlaka hayata geçirerek telafi edebileceğimizi öncelikle vurgulamak isterim. Evet, eşitsizliklerle, baskıyla, hukuksuzlukla yönetilen bir ülkede halkın taleplerini ifade etmesi, bir araya gelmesi, ortak itirazda bulunması aynı zamanda bir sonuçtur. 

Gezide milyonlar baskılara karşı özgürlük taleplerini dile getirdi. Gezi; emek sömürüsüne, doğa talanına, mafya düzenine, soygunculuğa, eşitsizliğe karşıydı. Gezi Türkiye halklarının ortak mücadelesi, kolektif itirazı, soygunculuğa karşı her kesimden hak taleplerinin dayanışmasıydı. İşte bu dayanışma bizleri demokrasiye, eşit yaşama, barışa ve adalete götürecek olan tek yoldur. 

‘SUÇLU KENDİLERİ OLUNCA HAKİKATİ ÖRTBAS ETTİLER’

Bu ülkede tekçi iktidar, demokratik muhalefete karşı baskıcı uygulamaları her zaman diri tutmuştur, şu anda da tutmaya devam ediyor. Sadece demokratik haklarını kullandıkları için bizlerden koparılan çocuklarımız hukuk dışılığın, yaşam hakkına olan saldırıların bir göstergesidir. Üstelik suçlu kendileri olunca hem hakikati örtbas ettiler, hem de adaleti rafa kaldırdılar. Gezi’de 8 kişinin canını aldılar, 40 kişi gözlerini kaybetti. Sonuçta faillere ya hiç ceza verilmedi, ya da ödül gibi cezalar verildi.

İşte esas yargılanması gereken zihniyet budur. Esas yargılanacak olan onlardır, yargılayacak olanlar ise sizlersiniz, bizleriz. Değerli anneler, ortak bir acıyı paylaşıyoruz. Ben bir asırlık bu sistemin çeyrek asırlık adalet arayıcısıyım. Galatasaray Meydanı’na adalet talebi ile çıktığım günden bugüne devam eden yürüyüşüm bugün beni sizlerle buluşturmuştur. Kayıpların nasıl bir acı olduğunu çok iyi bilirim, gelmeyen adaletin ne kadar yakıcı olduğunu sizler kadar hissederim yüreğimde, beynimde.

‘KAYIPLARIMIZ VE ACILARIMIZ BİRDİR’ 

Mezar taşı olmayan, sevdiklerinin kemiğine dahi ulaşamayan anneler ve eşlerle oturdum Galatasaray Meydanı’nda. İnanın bir mezarımın olmasının nasıl bir şans olduğunu duyumsadım gizlice, utanarak hissettim. Cumartesi Anneleri, 26 yıldır hala her cumartesi hakikati soruyor, adalet talep ediyor. Evet, tam 26 yıl hesap verilmediği gibi Cumartesi Anneleri'ni de yargılamaya çalışıyorlar özellikle bu dönemlerde. İşte bu nedenle; hesap verilmediği için, hakikatlerle yüzleşilmediği için, adalet sağlanmadığı için binlerce kayıp, binlerce can solduruldu bu ülkede. Gezi kayıpları da yüzleşilmemiş bir tarihin, sağlanmamış bir adaletin sonucu olarak bu tarihsel kayıplarımıza ne yazık ki eklendi. O nedenle kayıplarımız da birdir, acılarımız da birdir sevgili kadınlar. Ve aynı zamanda mücadelemiz de birdir. Hakikat ve adalet arayışımız da birdir. 

Ortak mücadelemizle, haklılığımızdan aldığımız ortak gücümüzle birlikte yol alacağız ve birlikte kazanacağız. Tarih önünde, adalet önünde hesap soracağımıza bir kez daha söylemek istiyorum. 

‘GERÇEK ADALETİ BİZ KADINLAR MUTLAKA SAĞLAYACAĞIZ’

Biz kadınlar gerçek bir adaleti mutlaka sağlayacağız. Bu bizim halkımıza, kaybettiğimiz çocuklarımızın ve sevdiklerimizin aziz anılarına olan borcumuzdur, aynı zamanda sözümüzdür. Gezi itirazının ne kadar haklı olduğunu bugün ülkenin içerisinde bulunduğu bu karanlık tablo bir kez daha ortaya koymaktadır. Doğaya, insana, yaşama saygısı olmayanlar; eşitliğe, demokrasiye, hukuka bağlılığı olmayanlar kendi rant çevrelerini oluşturup ülkenin bütün kaynaklarını tam anlamıyla yağmaladılar. Kurdukları tekçi, faşist, mafya düzeniyle halk için, baskı, korku, yoksulluk, şiddet ve ölüm üretirken kendileri için sınırsız bir şatafat, lüks, saltanat tesis ettiler. Sağlıkta, ekonomide, hukukta, demokraside ve bütün alanlarda ülkeyi tam bir çöküşün içine çektiler. Bir avuç zengine ülkeyi talan ettirirken bunun acı faturasını halkların önüne koymaktan hiçbir zaman çekinmediler. Devletin bütün kurum ve kuruluşlarında tepeden tırnağa her türlü hırsızlığı, yolsuzluğu, talanı ve soygunu tek yol haline getirdiler.

Özellikle kadınlar, tarihin hiçbir döneminde olmadığı kadar çok daha fazla erkek katliamı ile karşı karşıya kaldılar. Kadınlar tarihte hiç olmadığı kadar daha fazla suça maruz bırakılmaktadır, sömürülmektedir, yoksulluğa mahkûm edilmektedir. Bu tekçi faşist iktidarın zihniyetinin bir tezahürüdür. Bu ülkede her gün onlarca kadın katledilirken, şiddete uğrarken tekçi erkek iktidar mevcut yasaları dahi uygulamayarak kadın katillerine yargı kalkanı oluşturdu. 

‘İSTANBUL SÖZLEŞMESİ’NİN HER BİR MADDESİNİ TEK TEK UYGULANMASINI SAĞLAYACAĞIZ’

Yetmedi kadınların yaşamını güvence altına almanın tedbirlerini öneren İstanbul Sözleşmesi’ni feshettiler. Bir tek adam milyonlarca kadının can güvenliğini, yaşam hakkını bir imzasıyla feshetti. Oysa İstanbul Sözleşmesi dünyada ve ülkemizde kadınların tarihsel mücadeleleri sonucu elde ettikleri değerli bir kazanımıdır. Bu nedenle demokratik muhalefetin en dinamik gücü olan biz kadınlar, tekçi erkek iktidarın bu kadın düşmanı politikalarına asla geçit vermeyeceğiz, asla seyirci kalmayacağız. Nasıl mücadele ederek İstanbul Sözleşmesi’nin imzalanmasını sağladıysak, nasıl 6284 nolu kanunun yasalaşmasını sağladıysak, nasıl eşbaşkanlık sistemini hem belediyelerimiz hem de partimiz aracılığıyla yasalaşmasını sağladıysak, ve eşit temsiliyet ilkesini siyasette hayata nasıl geçirdiysek aynı şekilde de İstanbul Sözleşmesi’nin her bir maddesinin tek tek uygulanmasını sağlayacağız. 

Onlar kadınları, ezilenleri koruyacağına, kendi rant çevrelerine ve mafyaya hizmet edip, kirli ittifaklarını kirli yöntemlerle korumaya devam etsinler. Bizden çaldıkları her canın, her varlığın hesabını kadınlar olarak kurulacak ilk seçim sandığında ve adalet önünde mutlaka ama mutlaka soracağız. 

‘KADINLARIN ORTAK MÜCADELESİYLE ÜLKEYE ADALET GETİRECEĞİZ’

Haftalardır nasıl bir suç teşkilatı oluşturdukları; bakanından yargısına, gazetecisine, bürokratına kadar nasıl bir suç ortaklığı kurdukları sere serpe ortaya serilirken, onlar tamamen hukuk dışı bir şekilde Gezi’yi, Kobanî protestolarında yargılamaları devam ettiriyorlar.

Ama şunu bilsinler ki, kadınların ortak mücadelesi, birlikteliği bu ülkeye adaleti de getirecek, bu ülkeye barışı da getirecek, bu ülkeye demokrasiyi de getirecek. Ben inanıyorum ki, Gezi Annelerinin, Barış Anneleri'nin, Cumartesi Anneleri'nin, değer annelerinin her birinin ödemiş olduğu bedel, akıtmış olduğu gözyaşı bizlerin gelecekte ortak mücadelesiyle, hem bu ülkenin barışına hem bu ülkenin demokrasisine ve aynı zamanda özgür bir yaşamı kurma çalışmalarına da vesile olacaktır. 

Elbette ki, yaşadıklarımızı asla unutmayacağız. Kaybettiklerimizi asla unutmayacağız. Onların bize bırakmış oldukları miras, özgür bir ülke, barışçıl bir ülke, demokratik bir ülke özlemiydi. İşte o bayrağı, o mirası bizler devraldık, sonuna kadar da bu mücadeleyi yürüteceğimize buradan bir kez daha söz veriyorum, söz veriyoruz sevgili kadınlar.”