‘Meme kanseri tedavisi kemoterapisiz de olabilecek’

Uluslararası düzeyde yapılan bir araştırmada, meme kanserine yakalanan kadınların önemli bir kısmının kemoterapiden geçmeden tedavi edilmelerinin mümkün olacağı vurgulanıyor.

‘RxPONDER’ adı verilen uluslararası araştırma, İspanya’daki Donostia Onkoloji Merkezi ile Amerikan Ulusal Kanser Enstitüsü’nün de partnerlerinden olduğu Swog Cancer Research Network adlı bağımsız grup tarafından yürütüldü. Geicam adlı medikal grubunun da katıldığı araştırmaya dair yapılan açıklamada, birçok meme kanseri hastasının tedavisinde kemoterapinin zorunluluk olmaktan çıkabileceğinin altı çizildi.

Açıklamaya göre, menopoz sonrası dönemde (postmenopoz) RH+ HER-2 negatif gibi hormonal reseptörlere yakalanan hastalar için yeni tedavinin uygulanması mümkün olabilecek.

POSTMENOPOZ DÖNEMİNDEKİLERDE DAHA ETKİLİ

Buna göre, bugüne kadar hormon terapisi ve kemoterapi ile tedavi edile bu kanser türlerinin sadece hormon terapisiyle tedavi edilmesi ihtimali oldukça yüksek. Araştırma sonucunda, her iki tedavi türünün aynı oranda etkili oldukları ve kemoterapinin ağır etkilerine maruz kalınmasına gerek olmayacağı tespit edildi.

Araştırmaya yüzde 67’si postmenopoz döneminde, geri kalanı ise menopoz öncesi dönemde (premenopoz) olan hasta katıldı. İki ayrı gruba ayrılan ve 5 yıl boyunca takip edilen deneklerin bir kısmına sadece hormon terapisi, diğer kısmına ise buna ek olarak kemoterapi de uygulandı.

Araştırma sonucunda RH+ HER2 negatif kanser türüne yakalanan ve en az 3 pozitif gangliyonu bulunan postmenopoz dönemindeki deneklerin kemoterapi olmadan da benzeri bir sonucun alınabileceği anlaşıldı. Araştırmada, bir ile 3 arasında pozitif gangliyonu olan deneklerde kemoterapinin uygulanmaması halinde aynı sonucun alınabileceğini gösterecek yeterli bilimsel kanıt olmadığı tespitine de yer verildi.

GEÇTİĞİMİZ YIL İLK SIRAYA YERLEŞMİŞTİ

Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) verilerine göre, 2020 yılında 19 milyonu aşkın yeni kanser vakasına karşılık 10 milyon kanser kaynaklı ölüm tespit edildi. Meme kanseri ise 2,3 milyon vaka ile akciğer kanserini geride bırakarak en başta gelen kanser türü olmuştu. Son on yıllarda yapılan çalışmalar ve bilinçlendirme faaliyetleriyle erken teşhisin yaygınlaştırılmasıyla tümüyle iyileşme veya yaşam süresini uzatmada önemli başarılar elde edildi.