Dilan Güvenç: Kürtçeyi yaşamın her alanına yaymalıyız

MED-DER Yönetim Kurulu Üyesi Dilan Güvenç, Kürtçe’nin eğitim dilli olmak üzere yaşamın her alanında yasaklanmasına karşı mücadele edilmesi gerektiğini söyledi.

Kürt halkı 21 Şubat Dünya Anadili Günü’ne dilleri yasak bir şekilde giriyor. Başta Kürtler olmak üzere Türkiye ve Kurdistan’da birçok halk kendi anadillerini özgürce kullanamıyor. Yasaklar ve asimilasyon politikalarıyla karşı karşıya kalan Kürt dili, hayatın her alanında yasaklanmış durumda. Yasak ve asimilasyon politikalarına rağmen Kürt halkı kendi öz gücüyle, kendi dilini yaşatmaya devam ediyor.


21 Şubat Dünya Anadili Günü’ne dair ANF değerlendirmede bulunan Mezopotamya Dil ve Kültür Araştırmaları Derneği (MED-DER) Yönetim Kurulu Üyesi Dilan Güvenç, devletin Kürt dilline karşı yürüttüğü yasak ve asimilasyon politikalarının artarak devam ettiğine dikkat çekti.

DEVLET, KÜRTLERİ FİZİKİ OLARAK YOK ETMEYE ÇALIŞIYOR

Türkiye’de uzun yıllardır tek dil üzerine kurgulanmış bir devlet yapısı olduğunu ifade eden Dilan Güvenç, “Kürtçe dil sorununu cumhuriyetin kuruluşundan bu yana ele almalıyız. Özellikle Kürt dilli ve diğer dillere karşı Lozan antlaşmasında pek çok madde imzalandı. 1924 Anayasasında Türkçe dışına Kürtçe ve diğer diller yasaklandı. Bu asimilasyon politikaları cumhuriyetin kuruluşundan bu yanan kesintisiz devam etti. Dile yönelik asimilasyon politikaları Şark Islahat Planıyla birlikte devreye sokuldu. Bu planla birlikte Türk öğretmenler eliyle Kürt çocuklarını asimile etmek için uğraştılar. Cumhuriyetle başlayan ulus devlet anlayışı başka ulusların kültür ve dillerini savunmasını istemedi ve bu karşı politikalar geliştirdi. Kürt dilini yok etme ve yok sayma politikaları cumhuriyetten bu yana devam ediyor. Bundan dolayı Kürtler, kendi yaşadıkları coğrafyadan göç etmek zorunda kaldı ve büyük soykırımlar yaşadılar. Kütler,  asimilasyon politikaları nedeniyle fiziki soykırımla karşı karşıya kaldı. Devlet, Kürtleri fiziki soykırımla yok edemeyince kültür ve dillini asimilasyon etmeye çalıştı” diye konuştu.

ASİMİLASYON POLİTİKALARI ARTARAK DEVAM EDİYOR

Şark Islahat Planıyla beraber Kürt dili üzerindeki asimilasyon politikalarının artarak günümüze kadar devem ettiğine dikkat çeken Dilan Güvenç, “Fiziki, kültürel, tarihi soykırımlarla birlikte Kürtler yok sayıldı ve yok edilmeye çalışıldı. Başlıca amaçları Kürtleri Türkleştirmek ve Türkçeyi öğretmek için pek çok cezai yaptırımlar uygulandı. Kürtçe konuşanlara para cezası uygulandı. Bu yasaklar 'Türkçe konuş çok konuş' kampanyasıyla devam ettirildi. Bu politikalar en çok eğitim alanında hayata geçirildi. Okullarda Türk öğretmenler eliyle Kürt öğrenciler asimile edilmeye çalışıldı. Yüzyıldır bu politikalar bu şekilde devam ediyor. Devlet, son 10 yıldır özel savaş politikalarıyla birlikte asıl amaçları olan kültür ve dil asimilasyonu daha fazla artırdı. Kürtleri değerlendiren uzaklaştırıp mahkûm bir Kürt kimliği ortaya çıkarmaya çalıştılar. Son 10 yıllık politikalarla birlikte halklar arasında düşmanlaştırma yaratılıyor. Bu düşmanlaştırmayla birlikte Türkiye kentlerine göç eden Kürtler katliamlarla yüz yüze kaldılar. Türkiye kentlerinde Kürtler, Kürt oldukları için katledildi. Devletin Kürtler üzerinde düşmanca politikalar yürütüyor. Bu düşmanlık politikası asimilasyonu derinleştiriyor. Kürtler bir halk olarak kabul edilmediğinden dolayı halk içinde bir korkuya neden oluyor” şeklinde konuştu.

TEMEL HEDEF KÜRTÇE OLMALIDIR

AKP ve MHP iktidarının yürüttüğü milliyetçilik politikaları nedeniyle Kürtçe anadilde eğitimin engellendiğini aktaran Dilan Güvenç, sözlerini şu şekilde tamamladı: “Onların politikalarında Kürtler, Çerkesler, Rumlar ve bütün halklar yok sayılıyor. Milliyetçilik politikalarının en ağırı Kurdistan coğrafyasında hayata geçiriliyor. Kayyumlar eliyle Kürt kurumlar kapatıldı, OHAL ve KHK'yla kültür çalışmalar yapan kurumlarımıza el konuldu. Bu politikaların amacı başta Kürtlerin sindirmektir, korkutmaktır. Kürt halkı kendi sanatıyla, kültürüyle, tarihiyle ve diliyle vardır. Biz Kürtler kendi dilimizi savunmalıyız. Son zamanlarda Kürt çocukları sokaklarda kendi aralarında Türkçe konuşur. Bu büyük bir tehlikedir. Bu tehlikeye karşı aileler olarak çocuklarımızla Kürtçe konuşmalıyız. Çocuklarımıza kendi dillerini, tarihlerini ve kültürünü öğretmeliyiz. Yaşamım her alanında kendi dilimizi kullanmalıyız. Aynı zamanda asimilasyon politikalarına karşı Kürtçe dilini yaymalıyız. Kürt halkı, Kürtçe’nin resmi dil olması ve bu dilde eğitim almak istiyor. Alanlara çıktığımızda Kürt halkının bunu talebini görüyoruz. Bu hak bizim en doğal hakkımızdır ve bu hakkımız tanınmalıdır. Anadil eğitim hakkı önemli bir noktadır. Kürtçe dili resmi dil olana kadar mücadelemiz devam edecek. Kürt diliyle ilgilenen kurumlar, kültür ve dil alanında kolektif çalışmalar yapmalıdır. Fikirler ne olursa olsun Kürt siyasetinin ortak nokta Kürtçe olmalıdır. Yeni neslimizle birlikte bütün alanlarda dilimizi savunmalıyız. Bu şekilde dilimiz korumayı başarabiliriz.”