'Hasankeyf için geç değil' çağrısı

Hasankeyf Koordinasyonu, “Hasankeyf için geç değil” diyerek, kamuoyuna çağrıda bulundu.

Ilısu Barajı suları altında bırakılmak istenen Hasankeyf’i kurtarmak için oluşturulan Hasankeyf Koordinasyonu, İstanbul’da açıklama yaptı. Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği (TMMOB) Makina Mühendisleri Şubesi'nde düzenlenen toplantıya, çok sayıda tanınmış kişi katıldı. Toplantının olduğu salona “Hasankeyf için geç değil” pankartı asıldığı görüldü.

‘İNSANLIK TARİHİNİN MİRASI'

Koordinasyon Üyesi Mehmet Kızmaz, “Bu tarih senin ve benim, bu doğa ve Dicle Nehri hepimizin, Hasankeyf tüm insanlığın” dedi.

İlk yerleşimin 11 bin 500 yıl önce gerçekleştiği ve bir açık hava müzesi olan Hasankeyf’in, Anadolu ve Yukarı Mezopotamya'da Ortaçağ'a ait bütünlüğünü koruyabilen tek kent olduğunu söyleyen Kızmaz, Hasankeyf’in insanlık tarihinin en çarpıcı miraslarından biri olduğunu ifade etti. “Hasankeyf, bünyesinde barındığı pek çok kültür varlığıyla günümüze ulaşamamış birçok kültürün izlerini taşıyor” diyen Kızmaz, Hellenistik dönemden Büyük Selçuklulara kadar Roma, Bizans, Eyyubi ve Akkoyunlular gibi farklı kültürlerden çok katmanlı kültürel mirası ve doğal çevre ilişkisi ile özgün bir doğal ve arkeolojik sit alanı olduğunu kaydetti.

“İnsanlık tarihinin önemli olaylarına tanıklık etmiş bu yerleşim UNESCO Dünya Mirası kriterlerinin onda dokuzunu karşılayan nadir alanlardan biridir” diyen Kızmaz, şöyle devam etti “Ancak, Türkiye, Hasankeyf’in Dünya Mirası Listesi'ne alınması için UNESCO'ya resmi bir başvuru yapmamış, UNESCO da tüm sivil toplum çağrılarına rağmen Hasankeyf’e ilgisiz kalmıştır. Ayrıca, baraj gölalanı sınırları içerisinde tarih öncesi dönemlerden Ortaçağ'a kadar izler taşıyan ve büyük bir çoğunluğu kazılmamış 289 höyük de Hasankeyf ile birlikte risk altındadır.”

Kızmaz, Hasankeyf’in sivil toplum kuruluşların EuropaNostra'ya başvurusu üzerine 2016 yılında "En Tehlike Altındaki 7 Kültür Mirası" listesine girdiğini de hatırlattı.

‘SAĞLIK SORUNLARINI TETİKLEYECEK'

Hasankeyf’in içinde bulunduğu Dicle Vadisi’nin de ekosistemi ve benzersiz biyo-çeşitliliğiyle çok önemli bir doğal mirasa sahip olduğunu belirten Kızmaz, “Baraj gölü oluşursa büyük bir bölgede iklimin değişmesi ve daha dengesiz bir yağış rejimi olması bekleniyor. Bu değişimden dolayı sağlık sorunları da artacaktır. Baraj kapakları kapanır ve llısu Barajı ile HES projesi su tutarsa yaklaşık 80 bin insan evlerinden ayrılmak zorunda kalacak. Bir kısmı da 'yeni Hasankeyf’e yerleştirilerek geçmişinden ve geleceğinden koparılacak. Bu durum da yoksullaşmayı, temel insani haklara ulaşamamayı beraberinde getirecektir. Ilısu Barajı'nın akış aşağı bölge üzerinde çok olumsuz etkileri olacaktır; özellikle Bağdat ve Musul gibi çok sayıda Irak şehrinin içme suyu temininde ciddi sorunlar çıkacak ve büyük oranda nehirlerden sulamaya dayalı Irak tarımı büyük risk altına girecektir” diye konuştu.

‘HASANKEYF İÇİN GEÇ DEĞİL’

“Hasankeyf için geç değil” kampanyasının devam ettiği bilgisini veren Kızmaz, şunları dile getirdi:

“1980'Ierden itibaren sular altında kalacak denilirken, bugün Hasankeyf ve Dicle Vadisi, 1988'den beri baraja karşı çıkan ulusal ve uluslararası onlarca sivil toplum kuruluşu ve milyonlarca insanın verdiği tepki sonucu hâlâ ayakta. Türkiye Hükümetine Ilısu Baraj Projesi'ni bir an önce durdurması çağrıları devam ederken, 10 Haziran'da gerçekleşeceği ilan edilen su tutma işlemi ertelendi. Ama proje durdurulmadı. Mezopotamya Sazlıkları'nın kurumaması ve orada bir çocuğun su içmeye devam etmesi için daha geç değil. Dünyada benzeri olmayan bir evrensel miras alanı olan Hasankeyf için geç değil. Bazı eserleri taşınmış ve kale etrafında devasa set örülmüş olsa bile Hasankeyf için geç değil. Baraj kapakları kapatılsa da geç değil. Baraj gölü dolsa da geç değil.

'MÜCADELE GENİŞLETİLMELİ'

Hasankeyf Koordinasyonu olarak da Hasankeyf’in ve Dicle Vadisi'nin kurtarılması için, Ilısu Baraj projesi bitmiş olsa bile su tutulmasına karşı durmak ve su tutulsa bile baraj havzasından suyu boşaltmak için mücadelenin genişletilerek devam ettirilmesi gerektiğini vurgulamak istiyoruz. Bu talepler sadece Hasankeyf Koordinasyonu'nun değil, 11 bin 500 yıllık tarihin, kazısı bile yapılmamış höyüklerin, baraj yüzünden bozulmamış ekosistemin, kuşun, balığın, binlerce yıldır yaşayan doğanın çığlığıdır. Bu çığlığa ses olacağınıza canı gönülden inanıyoruz. Hasankeyflin Allianoi gibi su altında kalmaması için elimizden geleni yapacağız! Unutmayın, Hasankeyf sadece taşınan 7 eser değil. Umudumuz, Hasankeyf ve Dicle Vadisi'ni suları altında bırakarak doğa, yaşam, tarih, kültür ve hafızayı yok edecek Ilısu barajını durdurmak. Umudumuzu asla kaybetmeyeceğimizi burada bir kere daha ilan ediyoruz! Ve biliyoruz, bir gün bu projeyi durduracağız ve taşınan 7 eseri tekrar eski yerine taşıyacağız! Hayalperest değiliz. Hasankeyf ve Dicle Vadisi kadar gerçeğiz! Şimdiden bu mücadeleye ses katacak, güç verecek herkese Hasankeyf adına, doğa adına, çevre adına Hasankeyf Koordinasyonu olarak teşekkürlerimizi iletmek isteriz.

Dicle Vadisini ve en az 11 bin 500 yıllık tarihe sahip Hasankeyf kentini kurtarabiliriz. Bu sorumluluğu alacak herkesi de Hasankeyf Koordinasyonu içinde yer almaya davet ediyoruz.”

Toplantıya katılan isimlerden biri olan Türk Tabipleri Birliği (TTB) eski Merkez Konseyi üyesi Prof. Dr. Taner Gören, “Hasankeyf Koordinasyonu’nun açıklamasını duyduğum zaman özellikle katılmak istedim. Hepimizde aynı duyguları yaşıyoruz diye düşünüyorum. İnsanın içini acıtan bir çok olay var. Bu olayların içinde Hasankeyf’in durumu sürekli kafamda durmakta. Ne olacak önlenebilecek mi?” diye belirtti.

Hasankeyf için duyarlı olunması gerektiğine söyleyern Gören, “Hekim olarak beni ilgilendiriyor. Bu olay gerçekleştiği zaman birçok insanın sağlığı bozulacak” dedi.

'KOORDİNASYON VE HALKIN YANINDA OLACAĞIZ'

Halkların Demokratik Partisi (HDP) Milletvekili Züleyha Gülüm ise, karşı karşıya olduklarının sadece Hasankeyf değil, her gördüğü şeye para ve rant gözüyle baktığını ifade etti.

Gülüm, “Hasankeyf önemli bir mirastır. Onlar öyle bakmıyorlar. Orası onlar için nasıl bir rant sağlayacak ona bakıyorlar. Geleceğimizi bugünümüzü geçmişi yok etmeye çalışıyorlar. Sadece Hasankeyf değil, Kürdistan ve Türkiye’nin bir çok yerinde doğa tahrip ediliyor. Buna dur demek bizim görevimiz. Bunu Kürdistan ve Türkiye meselesi olarak görmemek gerekir, buna dünya meselesi olarak bakmamız gerekiyor. Çünkü burada yaşanan bir tahribat bütün dünyayı etkiliyor” diyerek Hasankeyf için daha önce duyarlılık oluşturulmadıkları için öz eleştiri de verdi.

Bugün ise hangi aşamada olursa olsun birlikte mücadele etmek gerektiğini kaydeden Gülüm, HDP olarak Hasankeyf Koordinasyonu ve Hasankeyflilerin yanında olacaklarını söyledi.

'FARKINDALIK YARATILMALI'

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Milletvekili Sezgin Tanrıkulu da “İnsanın doğduğu, yaşadığı, büyüdüğü bir coğrafyayı tahrip etmek insanın içini başka acıtıyor, Hasankeyf benim için öyle” dedi.

Hasankeyf projesinin 1950’li yıllarına dayandığını belirten Tanrıkulu, “1950’lerin teknolojisi ile 2000’lerin teknolojisi başkadır. Katliamcı bir zihniyetin sürdürücüsüdür. Başka yöntemlerle aynı enerjiyi elde etmek mümkün ama maalesef bu iktidar bütün tepkilere rağmen bu projede ısrarcı oldu. Neyin yok edildiğinin farkındalığını yaratmak önemli” diye konuştu.

Toplantıya katılamayan Prof. Dr. Zeynep Ahunbay’ın mesajının paylaşıldığı toplantı, diğer katılımcıların kısa kısa konuşmaları ile sona erdi.