Koçer: Şam rejimi açlıkla halkın iradesini kırmaya çalışıyor

Şam yönetiminin Halep’in Kürt bölgesine uyguladığı ambargonun amacını “açlıkla halkın iradesini kırarak teslim almak” olarak açıklayan Hesen Koçer, “Bu siyaset Suriye’yi parçalanmaya doğru götürecektir” dedi.

Türk devletine bağlı çeteler ile Suriye rejimi arasında sıkışan ve kuşatma altında olan Şehba bölgesi ile Halep’in Kürt mahalleleri Şêxmeqsûd ve Eşrefiyê mahalleleri bir süredir ambargo altında. Şam rejiminin uyguladığı ambargo yüzünden bu bölgelerde yaşayan 500 binden fazla zor koşullarda yaşam mücadelesi veriyor.

ANF’ye konuşan Kuzey ve Doğu Suriye Özerk Bölgesi Yürütme Meclisi Eşbaşkanı Yardımcısı Hesen Koçer ise bu bölgelerde yaşayan halkın Suriye rejimine karşı ayaklanabileceğini belirterek ciddi uyarılarda bulundu.

Suriye halkı içinde parçalanmadan yana olmadıklarını, ancak rejim ile muhalefet gibi görünen Türk devletine bağlı çetelerin yaklaşımlarının ülkeyi parçalamaya götürdüğünü belirten Hesen Koçer, “Kuzey-Doğu Suriye yönetimi her zaman Suriye’nin daha demokratik bir şekilde çözüme kavuşturulması ve Suriye’nin bütünlüğünün sağlanmasına yönelik bir siyaset yürütmüştür” diye konuştu.

Koçer, Şam hükümetinin Özerk Yönetim alanlarına yönelik politikaları, Halep’in Kürt bölgeleri ile Şehba’ya uygulanan ambargonun perde arkasına ilişkin sorularımızı yanıtladı.

Bir süredir Şam rejimi Halep’in Kürt mahalleleri; Şêxmeqsûd ve Eşrefiyê ile Şehba bölgesini abluka altına alarak ambargo uyguluyor, bu politikayla ne amaçlanıyor?

Evet, son zamanlarda Kuzey ve Doğu Suriye’ye yönelik saldırılar çembere alma temelindedir. Zaten Kuzey ve Doğu Suriye’nin her taraftan çembere alındığı biliniyor. Kuzeyden Türk devleti, güneydoğundan KDP ve güneyden de Şam rejiminin ablukası altındadır.  Şam hükümetinin özellikle Kürtlerin yaşadığı Halep’teki bölgelerde uyguladığı ambargonun tek amacı, açlıkla halkın iradesini kırarak onları teslim almaktan başka bir şey değil. Tabii bu siyaset ilk kez uygulanmıyor. Şam hükümeti şu ana kadar birçok defa bu yola başvurdu.

Şam hükümeti oradaki halkı kendi vatandaşı olarak görmüyor, onları ötekileştirerek ikinci sınıf muamelesine tabi tutuyor. Fakat şunun Şam hükümeti tarafından iyi bilinmesi gerekir; Suriye vatandaşların hepsi eşittir, halkın bir bölümünü bu toprakların halkı değillermiş gibi farklı ele alamazsınız. Bu yanlış bir siyasettir ve bu siyaset Suriye’yi parçalanmaya doğru götürür. Zira bu durum halkta öfke ve intikam hislerini geliştirecektir. Halep bölgesinde 500 bin insanımız yaşıyor, bu şekilde sert bir ambargo uygulamak, yaşamsal ihtiyaçlarının geçmesine izin vermemek, bir siyasettir ve Şam iktidarının iradeyi kırma siyasetidir.

Aslında devrimin başından bu yana Şam hükümetinin Kuzey-Doğu Suriye’ye yönelik siyaseti doğru bir siyaset değil. Kuzey-Doğu Suriye yönetimi her zaman Suriye’nin daha demokratik bir şekilde çözüme kavuşturulması ve Suriye’nin bütünlüğünün sağlanmasına yönelik bir siyaset yürütmüştür. Ancak Şam iktidarı zihniyeti her zaman şoven bir yaklaşımla ve eski zihniyette ısrar eden bir yaklaşım içinde oldu. Bu şekilde aynı zihniyet ile devam ederse ve bunu halklara dayatırsa bu durum kendisiyle birlikte çok tehlikeli sonuçlar getirecektir.

SURİYE’Yİ PARÇALAYANLAR ONLARDIR

Nedir bu tehlikeler, biraz açar mısınız?

Birincisi Suriye’nin zaten Türk devleti tarafından işgal edilen alanları var. Bu durum zaten Suriye’yi parçalamıştır. Her ne kadar bu resmi olarak ilan edilmemişse de ama fiili olarak parçalanmıştır. Çünkü, o bölgelerde Türk devletinin sistemi uygulanıyor. Türk devletinin valisi şehirleri yönetiyor. Yine Türk devletinin parası orada kullanılıyor. Bu zaten parçalanmadır. Yine Suriye muhalefetinin yürüttüğü siyaset çok yanlıştır. Suriye devriminin başından bu beri böyleydi. Onların bu siyaseti Suriye topraklarının Türk devletinin eline geçmesine neden oldu.

Suriye muhalefeti ve Şam hükümeti her seferinde Kuzey-Doğu Suriye Yönetimi’ni Suriye’yi parçalamakla suçluyor. Oysa Suriye’yi parçalayan ve bunu dayatanlar onlardır. Zaten Suriye muhalefeti pratik olarak Suriye’yi parçalamıştır. Türk devletinin bayrağını orada kullanıyorlar, Türkçeyi konuşuyorlar, Suriye parası orada kabul bile edilmiyor. Evet, doğru ilan etmemişler bu alanların Türk devletinin toprakları olduğuna dair, ama pratik olarak zaten parçalanmıştır. Ancak, Kuzey-Doğu Suriye de hala Suriye parası kullanılıyor. Şimdiye kadar ne bizim özerk yönetim sistemimizde, ne de toplumsal sözleşmemiz de Suriye’yi parçalamaya dair hiç bir şey yok. Ancak onlar sürekli olarak bizi bununla suçluyorlar.

Kuzey-Doğu Suriye’nin bazı şehirlerinde ambargo uygulamak, halkın iradesini kırmaya çalışmak ve bu şekilde halkı terbiye edebileceklerini düşünmek tümden yanlış ve tehlikeli bir siyasettir. Suriye artık 2011 dönemi öncesine dönemeyecek. Binlerce insan öldürüldü, yüzbinlerce insan göç etti, şehirler yerle bir edildi. Bundan sonra eski siyaseti uygulanmaya çalışılması tümden yanlıştır. Şam hükümetinin artık akıl gücüyle hareket etmesi gerekir. Çünkü Suriye parçalanmayla karşı karşıyadır. Şam hükümeti ya Suriye’nin birliğini savunacak ya da parçalanacaktır. Zaten Türk devleti fiili olarak parçalamıştır. Eğer Şam hükümeti bu siyasetinde ısrar ederse, bu kendisiyle birlikte ırkçılığı getirecektir. Haleb’e yönelik ambargo uygularsan, 500 bin insanı aç bırakırsan insanlar sana karşı öfkelenir ve sana karşı baş kaldırır.

Bu arada asayiş ve iç güvenlik güçleri Qamişlo’da güvenliği sağlamak amacıyla Şam hükümetine bağlı yerleri çembere aldı. Bunun nedenini bize açıklar mısınız, bu durum sizden mi kaynaklı?

Qamışlo’da neden Şam hükümetinin yerlerini çembere aldığımızı soruyorlar. Ama bunu Şam hükümetinin kendisi yapıyor. Onlar böyle bir siyaset uyguluyor, bizler de böyle bir siyasete karşı yapmamız gerekeni yapıyoruz. Biz de kendi tavrımızı ortaya koyuyoruz. Biz böyle bir durumdan memnun değiliz. Şunu da belirtmek gerekir, eğer onların tavırları bu şekilde devam ederse daha farklı şeyler de ortaya çıkabilir. Eğer bu ambargoyu kaldırmazsa daha farklı durumlar gelişecektir. Biz Suriye halkı içinde parçalanma olsun istemiyoruz. Suriye halkı içinde çatışma çıksın istemiyoruz. Bunların hiçbiri gerekli değil. Bizim Kuzey-Doğu Suriye sistemi içinde Suriye’nin parçalanmasına dair hiçbir şey yok. Ancak Şam hükümetinin her seferinde bu şekilde yaklaşımı ortaya çıkıyor. Bunu bilinçli yapıyorlar. Bölge halkları; Arap, Süryani, Kürt ve Ermeni birlikte yaşıyor. Kendi yönetimlerini kurmuşlar. Biz her zaman diyalog ve tartışmadan yana olduk, çünkü sorunları ancak bu şekilde çözmek mümkün.

BÖYLE GİDERSE HALK ŞAM’A KARŞI AYAKLANIR

Peki tüm bunlar Şam hükümetince bilinçli mi yapılıyor? Bu siyasetin perde arkasında Kuzey-Doğu Suriye Özerk Yönetimi’ne karşı ne var?

Dünya büyük bir değişime doğru gidiyor. Bu nedenle Şam hükümeti bunu iyi düşünmelidir. Dünya değişiyor, devletler değişiyor ve Şam hükümetinin aklını başına toplaması gerekir. Bu siyaset ona da çok zarar verir. Bu halk eski halk değil. Bir iradesi ve savunma gücü var. Her seferinde bize şunu diyorlar; ‘siz batıya bağlısınız, koalisyona bağlısınız ve Suriye’yi parçalamak istiyorsunuz’. Biz şimdiye kadar öyle bir şey demedik. Çok iyi hatırlıyorum biz, Kobanê savaşında Suriye ile konuştuk, Rusya ile konuştuk. Dedik ki DAİŞ ile savaş var, fakat hiç biri buna katılmadı. Sanki buralar Suriye toprakları değil. Fakat, koalisyon geldi ve DAIŞ ile savaşta yer alacağını söyledi. Koalisyonu getiren biz değiliz. Onlar da sorumlu. Efrin’e saldırı oldu yardım etmediler. Hiç bir yerde yardım etmediler. Şimdi de rejim sınır üzerinde yer alıyor ama Türk devletinin onca saldırısına sessiz kalıyor. Bu siyaset Suriye’yi kötü bir sonuca götürecek. Şunu demek istiyorum, ambargo hiçbir fayda sağlamayacaktır. Aksine Suriye’de ciddi bir parçalanmayı getirecek.

Şam hükümetinin artık bunu anlaması gerekir. Eskisi gibi siyaset olmaz ve olmayacaktır. Şimdi Haleb üzerinde ambargo Şam hükümetine ne fayda sağlayacak. Tersine halkı Şam hükümetine karşı ayaklandıracaktır. Şêxmeqsûd halkına Şam hükümetinin destek vermesi gerekir. Bu halk ancak bu şekilde Suriye’yi ve Suriye ulusunu sever. Ancak bugün Şêxmeqsûd halkı Şam hükümetine karşı büyük öfke duyuyor. Suriye’nin önünde şimdi iki yol var; ya parçalanacaktır ya da demokratikleşecektir. Eğer parçalanırsa zaten Türkiye’nin Suriye’nin bir bölümünü işgal etmiştir. Eğer birlik olursa o zaman işgal edilen yerlerin özgürleştirilmesi gerekir. Ancak bunun içinde eskisi gibi Suriye sistemi merkezi olmamalı. Merkezi ve bir elden yönetilecek bir devlet sistemi olmaz. Evet yönetimler olacak. Bunlar Suriye’nin bütünlüğü içinde olacak. Suriye’nin genel bir meclisi olur. Herkes bu meclis içinde kendi temsilini sağlar. Böyle bir sistemle ancak Suriye’nin toprak bütünlüğü ve birliği olabilir.