Hol Kampı’ndaki DAİŞ tehlikesi gözardı ediliyor

Baxoz’un 2019’da DAİŞ’ten özgürleştirilmesinden bu yana Kuzey ve Doğu Suriye için en tehlikeli kamp haline gelen Hol Kampı için hiçbir devlet ve uluslararası kuruluş sorumluluk almıyor.

Hol Kompı, Hesekê’nin 45 km doğusunda, Birleşmiş Milletler Yüksek Komiserliği (UNHCR) tarafından 1991’de kuruldu. İlk olarak Körfez Savaşı sürecinde Irak'tan gelen mülteciler için kullanıldı.

ABD’nin 2003’te Irak’a ikinci saldırısı sonucu büyük bir göç dalgası daha yaşandı. Hol Kampı tekrar mültecilerin sığınma yeri oldu. Suriye krizinin başlamasıyla DAİŞ, Hol’u işgal ederek bir merkez olarak kullanmaya başladı. QSD tarafından Ekim 2015’te Hol’un özgürleştirilmesinden sonra DAİŞ ve Şam iktidarının baskısından kaçan Suriyeli mülteciler, 2016’da ise Musul’un DAİŞ’ten özgürleştirilmesinden sonra çok sayıda Iraklı mülteci bu kampa yerleştirildi. Aynı dönem yakalanan ya da teslim olan bir çok DAİŞ’linin aileleri Eyn Îsa, Roj ve Hol kamplarına konuldu.

Kampa DAİŞ çetelerinin ailelerinin girmesiyle birlikte birçok sorun yaşanmaya başladı. Bunun üzerinde bu kamplarda DAİŞ’li ailelere ait özel bölümler oluşturuldu.

43 BİNDEN FAZLA KİŞİ VAR

Türk devletinin 9 Ekim 2019’da Girê Spî’ye saldırması sırasında Eyn Îsa kampı da hedef alınınca onlarca DAİŞ’li aile kamptan kaçtı. Daha sonra bu kişiler Hol Kampı’na getirildi. Böylece kampın nüfusu 80 bine ulaştı.

Özek Yönetim’in Irak ile yaptığı anlaşma çerçevesinde binlerce Iraklı mültecinin yerlerine dönmesiyle bu sayı kısmen azaldı. Şu anda kampın nüfusu 43 bin 477 kişiden oluşuyor. Bu sayının 30 bini çocuk.

Hol Kampı, 6 bölümden oluşuyor. Bunların üçünde Iraklı, ikisinde Suriyeli ve birinde ise farklı farklı ülkelerden gelen DAİŞ’li aileler kalıyor. Mihacerat olarak adlandırılan, yabancı uyruklu DAİŞ’li aileler 45 ayrı ülkeden Suriye'ye geldi. 

DAİŞ’li kadınların bulunduğu bölme, güvenlik ve örgütlenme alanlarının genişlememesi için kampta ayrı bir kamp gibi oluşturulmuş. Bu bölümün doktoru, çarşısı, hastanesi ayrı. Ayrıca diğer bölmelere gidiş gelişler yok. Mihacerat olarak adlandırılan bölümün tümü kadın ve çocuklardan oluşuyor. DAİŞ hücre örgütlenmelerin ve çocukların DAİŞ zihniyeti ile yetiştirilmesinde en büyük rolü bu bölüm oynuyor.

BÖLGEDE BULUNAN EN TEHLİKELİ KAMP

Hol Kampı, Ortadoğu’nun en büyük ve en tehlikeli kampı. Burada kalan DAİŞ’li kadınlar, kendi DAİŞ hücrelerinin örgütlenmesinde yer alıyor. Kampta bulunan çocuklar, DAİŞ zihniyetiyle eğitiliyor ve belirli bir yaşa gelen bu çocuklar DAİŞ hücreleri olarak örgütleme görevini yapıyor. Yine kampta yaşları 14-15 olan erkek çocuklarıyla birçok kadın imam nikahı kıyılarak evlendiriliyor.  Bu şekilde sayılarını artırıp ilerde bu kampta doğacak çocukların DAİŞ’i tekrardan canlandıracaklarını ve intikamlarını alacaklarını belirtiyorlar. Kadınlar, bunu gizli bir şekilde yapmıyor ve birçok defa bunu açık bir şekilde söylüyorlar. Hatta tehdit olarak dile getiriyorlar.

Mültecilerin içinde birçok DAİŞ’li erkek de daha önce sızdı. Bunlar kampı adeta bir DAİŞ eğitim ve örgütleme merkezi haline getirmek istedi. DAİŞ’li kadınlar, kampta DAİŞ’in “El Hisbe” adı verilen, dayattıkları kurallara uymayanları yakalayıp cezalandırdığı birimi oluşturdular. DAİŞ’ten ayrılmak isteyenler ve kara çarşafa bürünmek istemeyen kadınlar, El Hisbê tarafından tehdit edildi. Özellikle yabancı uyruklu DAİŞ’li kadınların bulunduğu bölmede, DAİŞ’in çocuklardan katil yaratan örgütü Eşbal El Xîlafê (Hilafetin Çocukları) örgütlendirildi. 2019’dan bu yana Hol Kampı’nda birçok infaz gerçekleştirilirken onlarca kadın ve çocuk darp edildi, işkence gördü ya da tehdit edildi. Kampta şu ana kadar 146 kişi infaz edildi. Bunların içinde yaşları 12 ile 13 arası değişen iki Mısırlı kız çocuğu da bulunuyor. Bu kız çocukları işkence görüp katledildikten sonra kanalizasyon kuyusuna atıldı.

KAMPIN GÜVENLİĞİ İÇİN YAPILAN HAMLELER

Bir yandan Türk devletinin alanlarına dönük saldırılarına karşı mücadele eden QSD, YPG, YPJ ve İç Güvenlik Güçleri, Hol Kampı’nda da DAİŞ’e karşı mücadele içerisinde oldu. Hol Kampı’nda İç Güvenlik Güçleri’nin onlarca operasyonunun yanı sıra QSD, YPG ve YPJ güçlerinin de katılımıyla 28 Mart 2021’de ‘İnsani ve Güvenlik Operasyonu’nun ilk aşaması başlatıldı. 2 Nisan 2022’de biten operasyonda 125 DAİŞ çetesi elemanı yakalandı. Çok fazla patlayıcı ve askeri malzemeye el konuldu. Operasyonunun ikinci aşaması, 25 Ağustos 2022’de ilan edildi; 24 gün sürdü. Üçüncü aşaması ise 26 Ocak’ta başlatıldı. Bir çadırın içinde çatışmak için bir mevzi, dört hendek, 5 mayın, çok sayıda mayın için kullanılmak amacıyla hazırlanmış bataryalar, bir el bombası, birçok askeri malzeme, DAİŞ elbiseleri, eğitim için hazırlanan çadırlar, elle yapılmış DAİŞ bayrakları, çok sayıda akıllı telefon ve bir tünel bulundu. Ayrıca özel operasyonlarda 31 DAİŞ üyesi yakalandı. Bunlardan 2’si canlı bomba yelekleri üzerindeyken ele geçirildi.

DEVLETLER SORUMLULUK ALMIYOR

Kampta bulunan DAIŞ’li ailelerin tüm sorumluluğu ve güvenlik tedbirleri tümden Özerk Yönetim, İç Güvenlik Güçleri ve QSD üzerine atılmış durumda. Kuzey ve Doğu Suriye, yıllardır  bölgenin güvenliğini sağlamak göreviyle karşı karşıya olan Özerk Yönetim, bir taraftan  Hol Kampı ve aynı zamanda cezaevlerinde bulunan DAİŞ elemanlarıyla uğraşırken, bir taraftan da Türk devletinin saldırılarına maruz kalıyor. BM ve uluslararası güçler ve devletlerin hiçbiri bu sorumluluğu üstlenmiyor. Özellikle binlerce DAİŞ’li ailenin yabancı birçok ülkeden geldiği biliniyor. Bu ülkelerin kendi vatandaşlarını bile almak için şimdiye kadar ciddi bir çabaları olmadı. DAİŞ’li ailelerin ya ülkelerine götürülmesi ya da uluslararası bir mahkemenin denetiminde yargılanması gerekir. Kuzey ve Doğu Suriye Demokratik Özerk Yönetimi tarafından yıllardır dile getirilmesine rağmen şimdiye kadar hiçbir şekilde buna yönelik bir yaklaşım gösterilmedi. Şu ana kadar Rusya 60, Yeni Zelanda 1, Tacikistan 30 aile ve sonrasında 100 kişi, Kırgızistan 50 aile ve 172 kişi aldı.