Fedaileşen gerilla bir zafer öncüsüdür

Savaş sadece Metîna, Zap ve Avaşîn ile sınırlı değil. Gerilla Kuzey Kürdistan’ın tüm dağlık alanlarında savaşıyor ve direnişi son yıllarda kentlere de yayıyor. AKP-MHP faşizmi fedaileşen gerilla öncülüğü tarafından her alanda kuşatılmış bulunuyor.

HPG Basın-İrtibat Merkezi 23 Nisan’da başlayan Metîna, Zap ve Avaşîn savaşının iki aylık toplu bilançosunu yayınladı. Zaten her gün savaşın sonucunu kamuoyuyla paylaşıyordu. Şimdi iki aylık toplu sonucu da kamuoyu biliyor. Bu sonuca göre dört yüze yakın işgalcinin öldürüldüğü, onlarca yaralının olduğu, gerilla tarafından çok sayıda malzemenin ele geçirildiği anlaşılıyor. Tabi bunlar gerilla komutanlıkları tarafından tespit edilebilen sayılardır. Mevcut sayının yarısından fazla da tespit edilemeyenler vardır. Çünkü her şeyi gerilla göremiyor ve öğrenemiyor. İşgalci ordu komutanlığı ise gerçekleri kamuoyundan gizlemek için her türlü yalan ve hileye başvuruyor. 

YJA-Star Merkez Karargah Komutanı Zozan Çewlik, iki aylık bilançoya dayanarak savaşa ilişkin değerlendirmeler yapıyor. Önce yaşanan savaşın hacmini ve ağır sonuçlarını vurguluyor. Ardından AKP-MHP faşizminin kural-kaide tanımadan her türlü yönteme ve araca başvurduğunu belirtiyor. Tabi buna NATO ve KDP desteğini de ekliyor. Tüm bunlara rağmen, işgalci Türk ordusunun fazla ilerleyemediğini, tutmaya çalıştığı birçok alanda darbelendiğini ve geri çekilmek zorunda kaldığını, mevcut haliyle ağır kayıplar vermiş olduğunu, AKP-MHP faşizminin tam bir tıkanmayı yaşayıp adım atamaz hale geldiğini ifade ediyor. Öyle ki kimyasal gaz kullanımının ve DAİŞ gibi çete güçlerin alana sevk edilmesinin de işgalci güçleri kurtaramadığını bunlara eklemeden geçmiyor.

Tabi Zozan Çewlik, özellikle kadın gerillaların savaştaki rollerine de vurgu yapıyor. YJA-Star komutan ve savaşçılarının Zilan çizgisinde fedaileştiğini ve savaştaki öncü rollerini başarıyla oynadığını belirtiyor. Bu temelde tek tek birçok kahramanlık olayını örnek veriyor. Fedai ruhunun ve direnme kararlılığının zirvede olduğunu söylüyor. Buna dayanarak, aslında işgalci ordunun şimdiden yenilmiş olduğunu ve gerillanın zafer kazandığını değerlendiriyor. Fedaileşen demokratik modernite gerillasının hiçbir zaman yenilmeyeceğini belirtiyor.

Son derece açık ve net olan tüm bu bilgi ve değerlendirmelerden sonra daha ne söylenebilir ki? Kaldı ki savaşın sadece Metîna, Zap ve Avaşîn ile sınırlı olmadığını da biliyoruz. Gerilla Heftanîn ve Xakurkê başta olmak üzere Kuzey Kürdistan’ın tüm dağlık alanlarında savaşıyor ve direnişi son yıllarda kentlere de yayıyor. AKP-MHP faşizmi fedaileşen gerilla öncülüğü tarafından her alanda kuşatılmış bulunuyor. 

Özellikle 24 Temmuz 2015 tarihinden bu yana tam altı yıldır Kürdistan tarihinin en amansız savaşının yaşandığı herkes tarafından biliniyor. Bir tarafta başta NATO olmak üzere tüm kapitalist modernite sisteminden ve Kürt işbirlikçiliğinden destek alan faşist-soykırımcı AKP-MHP diktatörlüğü var. Diğer tarafta ise halkının gücüyle ve özgürlük inancıyla savaşan ve başta kadınlar olmak üzere tüm ezilenlerin manevi desteğine sahip bulunan Kürdistan Özgürlük Gerillası savaşıyor. Bedeli çok ağır olan, tahripkâr ve amansız bir savaş yaşanıyor. Ve Türkiye’deki her şeyi işte bu savaş belirliyor. Bir defa bunun açık ve net olarak bilinmesi gerekiyor.

İkincisi, Kürdistan Özgürlük Gerillası tarihte benzeri az bulunur bir düzeyde fedaileşmiş ve özgürlük için her şeyini adar hale gelmiş bulunuyor. Hiç kuşkusuz, söz konusu bu fedaileşme Kürdistan koşullarının ürünü oluyor ve Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın zihniyetinin ve tarzının bir sonucu olarak gelişiyor. Temelinde 12 Eylül karanlığını aydınlatan Büyük Zindan Direnişi ve 14 Temmuz Büyük Ölüm Orucu Eylemi yer alıyor. Bu çizgi dağdaki gerilla hareketini koşullandırıyor ve 30 Haziran 1996 günü Dersim’de Zilan (Zeynep Kınacı) kişiliğinde somutluk kazanıyor. 

Kürtler çeyrek asırdır Fedai Zilan Çizgisinde savaşıyorlar ve her şeyi bu temelde elde ediyorlar. Zaferin yaratıcısı ve garantisi olarak, fedaileşen bir parti ve gerilla öncülüğünü yaratmış bulunuyorlar. Fedaileşen gerillanın yenilmezlik gerçeğini somut olarak yaşıyorlar. Bu temelde 30 Haziran gününü “Fedailik Günü” olarak kutluyorlar. Komutan Zozan Çewlik’in vurgulayarak ifade ettiği gerçeklik işte bu oluyor.

Üçüncüsü, günlük olarak faşizmi döven ve kuşatan bu gerilla öncülüğü dört parça Kürdistan’daki ve yurtdışındaki Kürtlere, Türkiye halklarına ve insanlığa büyük umut, cesaret ve fedakarlık kazandırıyor. Onlara bilinç, irade ve azim kazandırıyor. Ve onları AKP-MHP faşizmine karşı her alanda demokratik eylem içine çekiyor. Böylece faşizmin karşısına kadınlardan, gençlerden ve halklardan oluşan dev gibi bir demokrasi cephesi çıkartıyor.
İşte Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın fiziki özgürlüğünü hedefleyen ‘Özgürlük Zamanı’ hamlesinin gelişim düzeyi ortada. Zindanlarda özgürlük tutsakları tam 214 gündür açlık grevinde. Yüzlerce ve binlerce tutsak dönüşümlü açlık grevi yapıyor. Avrupa’daki ‘Özgürlük Nöbeti’ eylemi onuncu yılını tamamladı. Tam on yıldır Önder Apo’nun özgürlüğü için kesintisiz eylem yapılıyor. Türkiye’de iki yüz bileşenli dev bir ‘Demokrasi Konferansı’ nihayet toplanmış bulunuyor. Halklar faşizmin alternatifi olan yeni bir demokratik yönetimi şimdiden adım adım örmeye başlıyor.

Tüm bunlar karşısında süper gladyo elemanı Devlet Bahçeli’nin emriyle HDP İzmir bürosunda Deniz Poyraz’ın katledilmesi ve HDP’ye kapatma davası açılması ne anlama geliyor? Hiç kuşku yok ki, gerilla öncülüğü ve direnen halklar tarafından kuşatılmış bulunan AKP-MHP faşizminin, çöküşü engellemek ve ömrünü biraz daha uzatabilmek için çırpınmasından başka hiçbir anlam ifade etmiyor. Böyle bir katliamla ve kapatma davasıyla insanları korkutacağını ve halkları sindireceğini sanıyor.

Oysa yanıldığı herkes tarafından apaçık görülüyor. Kadınlar korkmuyor, halklar sinmiyor, HDP geri çekilmiyor. İşte bütün bunların sonucu büyük demokrasi konferansı ve alternatif yönetim arayışının başlatılması oluyor. Çok açık ki, artık faşizmin yıkıldığı ve demokratik sistemin kurulduğu sürece girilmiş bulunuluyor. Belli ki az kaldı, hem de çok az kaldı. AKP-MHP faşizminin yıkılıp tarihin çöp sepetine atıldığı ve Kürt özgürlüğü temelinde Türkiye’nin demokratikleştiği günlere çok az kaldı.

Yıkılacağı görünür olan diktatörlere, bunun gerçekleşmesi için “Zulmün artsın” denir ya; Deniz Poyraz’ın katledilmesi ve HDP’ye kapatma davası işte tam da buna benziyor. Çok açık bir biçimde Bahçeli-Erdoğan faşist diktatörlüğünün ömrünün sayılı günlere kaldığı, artık yıkılma sürecinin başladığı herkes tarafından görülüyor. Deniz Poyraz’ı ve HDP’yi sahiplenme tutumunun bu sonucu doğuracak bir eylemliliği yaratacağı anlaşılıyor.

AKP-MHP faşizmi için artık geri sayım başlamıştır. Zilan çizgisinde fedaileşen gerilla kesin zafer öncüsüdür. Gerilla öncülüğünde direnen halk büyük zaferlerin yaratıcısıdır. Zilan’dan Deniz Poyraz’a kadar özgürlük tutkulusu hale gelen kadın zaferin garantisidir. Gerilla ve halk direnişi birleşip büyüyerek AKP-MHP faşizmini yıkmayı ve Kürt özgürlüğü temelinde demokrasiyi kazanmayı bilecektir. 

Kaynak: Yeni Özgür Politika