‘Önder Apo’nun fiziki özgürlüğü için birlik olunmalı’

Avukat Aynur Paşa, dört parçada yaşayan Kürtlerin Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın fiziki özgürlüğünün sağlanması için birlik olması gerektiğini; Kürt ve Ortadoğu sorununun Abdullah Öcalan’ın paradigmasıyla çözüme kavuşacağını söyledi.

İmralı Ada Hapishanesinden sorumlu Bursa Cumhuriyet Başsavcılığına ve İmralı F Tipi Yüksek Güvenlikli Kapalı Ceza İnfaz Kurumu Müdürlüğüne, 2023 yılında 110 avukat görüş başvurusu ile 59 aile görüş başvurusu olmak üzere 169 başvuru yanıtsız kaldı.

Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan için kurulan “Öcalan’ı Savunan Suriye Avukatlar İnisiyatifi” üyesi Avukat Aynur Paşa, Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’a uygulan tecrit ve hukuki ihlaller konusunda değerlendirmelerde bulundu.


Şubat ayını kara bir gün olarak ele aldıklarını dile getiren Aynur Paşa, “Kürt ve Ortadoğu halklarının umutları söndürülmek istendi. Bu ayda Abdullah Öcalan esir alındı ve Türkiye’ye teslim edildi. Uluslararası bir komplo gerçekleştirildi. Bugünü hüzünle karşılıyor ve kınıyoruz. Çünkü sadece Abdullah Öcalan şahsen hedef alınmadı, halkların umutlarına karşı gerçekleşen bir komploydu da” dedi.

HAKLARINDAN MAHRUM BIRAKILIYOR

Yaklaşık 3 yıldır Abdullah Öcalan’dan haber alınamadığına işaret eden Aynur Paşa, “2021 yılından bugüne kadar Önder Öcalan ile avukat ve aile görüşmelerine izin verilmiyor. Hukuksal anlamda yorumlayacak olsak bile zindanlarda tutuklu bulunan her insan için çıkarılan uluslararası sözleşmelerle güvence altına alınan haklar, 1955 yılında çıkarılan kararlar var. Çıkarılan bu kararlar bireyin haklarını koruma altına almaya yöneliktir” dedi. Tutsakların hapishane koşullarının da denetime tabi olduğunu belirten Aynur Paşa, “Yine her tutuklunun avukatı ve ailesiyle görüşme hakkı var ve telefon görüşmesi de düzenli olarak gerçekleşmesi, dışarıdaki gelişmelerden televizyon, radyo ve gazete aracılığıyla bilgi edinmeleri gerekir. Yukarıda belirtmiş olduğumuz tüm hususlar, şu an mevcut İmralı sistemini ele aldığımızda Abdullah Öcalan için geçersiz kılınmıştır” diye konuştu.

İŞKENCECİ DEVLET SİSTEMİ YARGILANMALI

Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın cezaevindeki ve sağlık durumundan endişeli olduklarını belirten Aynur, konuşmasını şöyle sürdürdü: “Bu son süreçte özellikle Marmara ve Ege Bölgesi’nde gerçekleşen depremlerin ardından Abdullah Öcalan’dan ve birlikte kaldığı tutuklardan bir haber alınamadı. Bu durum hukuki anlamda tutuklunun hakkının çiğnenmesi anlamına gelmektedir. Türkiye, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi imzalayan bir devlettir. Bir halkın iradesi olarak kabul etmiş olduğu Sayın Öcalan’ın siyasi bir tutuklu olarak yaklaşık 3 yıldır ailesi, avukatlarıyla görüştürülmemesi kabul edilebilecek bir durum değildir. Bütün ömrünü özgürlük mücadelesine adamış bir önderin keyfi ve bireysel yaklaşımlarla tecride tabi tutulması anayasaya aykırıdır. Avukatların görüş başvurusu yapmalarına rağmen başvurulara onay çıkmadığı gibi disiplin cezasının verildiği söyleniyor. Peki bu verilen disiplin cezaları nedir? Uluslararası kanunlara göre tutuklu bulunan birey yanındaki tutuklulara zarar veriyorsa disiplin cezası verilir ve bu ceza 15 günü aşmaz. İmralı cezaevi tek kişilik bir hücre sisteminden oluşuyor. Uluslararası kanunlara göre bir tutuklu bireyin tek kişilik bir hücrede tutulması insan haklarına aykırıdır. Disiplin cezası verilen bir tutuklunun bu disiplin cezasına itiraz etme hakkı bulunuyor. Avukatlar tarafından itiraz edilmesine rağmen olumlu bir cevapla karşılanmıyor. Bu uygulamalar Öcalan’a dönük işkence yapıldığının kanıtıdır. İşkence suçtur, işkenceyi uygulayan birey ya da devlet kanunlara göre yargılanmalı.”

UMUT HAKKI VERİLMİYOR

Aynur Paşa, ağırlaştırılmış müebbet cezasının insan haklarına aykırı olduğunu söyleyerek, “Müebbet hapis cezası alan bir tutuklunun çıkarılan aflardan yararlanmaması ve umut hakkından mahrum bırakılması insan haklarına uygun düşmüyor. Her devlet müebbet hapis cezasına kendi kural ve kaidelerine göre uygulamaktadır. Örneğin Suriye’ye göre 25 yılın tamamlanmasıyla tutuklunun durumu gözden geçirilir. Türkiye de AİHS (Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi) üyedir. Bu üyelik de doğrudan AİHM’nin kararlarına uyma anlamına gelmektedir. 25 yılını tamamlayan Sayın Öcalan’ın bu kanundan yararlanma hakkı vardır ve umut hakkının korunması için Türkiye ihlalleri kabul görmelidir. 74 yaşını aşkın ve 25 yıldır zindanda tutulan Sayın Öcalan’ın umut hakkından yararlanması gerekir. Tecridi uzattıkça uzatıyorlar. Yaşamı hakkında bilgi sahibi değiliz. Şu an cezaevinin koşulları da bir bütün bilinmemektedir. Ayrıca disiplin cezalarıyla cezaevinden çıkamama umudu yaşanıyor” dedi.

CPT GÖREVİNİ YERİNE GETİRMİYOR

Avrupa ülkelerinin siyasi iltica başvurusunu kabul etmeyerek Abdullah Öcalan’ı Türkiye’ye teslim etmesinin bile bireyin haklarına dönük ihlal anlamına geldiğine işaret eden Aynur Paşa, konuşmasına şu şekilde devam etti: Uluslararası bir komplo sonucunda Suriye topraklarından çıkarıldı. Gittiği her ülkede siyasi statüsüyle iltica başvurusunda bulundu. Avrupa ülkeleri bu başvuruyu kabul etmesi gerekirken kendi kanunlarını çiğneyerek Sayın Öcalan’ı yürütülen komplonun içinde bulunduklarından kaynaklı Türkiye’ye teslim etmemesi gerekirken teslim ettiler. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’ne bağlı İzleme Komitesi yani CPT bulunmakta. Bu sözleşmeye üye olan devletlerde bulunan zindanlara ziyaret etme hakkı olan CPT ise tutuklularla görüşmeler gerçekleştiriyor, araştırmalar yapıyor. Buna rağmen CPT’nin yazdığı raporlar Türkiye tarafından açıklanmıyor. CPT’nin de bu konuda bir baskısı görülmüyor. Şu ana kadar CPT’nin bir açıklama yapması gerekirken oralı olmaktan ziyade sesini bile çıkarmıyor.”

ÇÖZÜM GÜCÜ ÖNDER ÖCALAN’IN PARADİGMASI

Aynur Paşa, dört parçadaki Kurdistanlıların Abdullah  Öcalan’ın fiziki özgürlüğünün sağlanması için birlik olması gerektiğini dile getirerek, “Sayın Öcalan, fiziki özgürlüğünün sağlanması Kürt halkına büyük bir güç olacaktır. Kürt ve Orta Doğu sorununa çözüm Sayın Öcalan’ın paradigmasıyla bulunacaktır” diyerek konuşmasını tamamladı.